PAYLAŞ

”1961 yılında Akçadağ Kürecik Darıca Köyü, Zöhredamı mezrasında, 12 kardeşin sekizincisi olarak dünyaya geldim. Müzik resim şiir, kısacası güzel sanatlarla beraber doğmus gibiydim. Kendimi bildiğim günden itibaren sanatın her türlüsüne ilgim vardı ve bende hobi olarak kalıcıydı sanki.
5.6 yaşlarımda hatırlıyorum Kantarma‘dan Büyük Tacim Dede gelip bizim evde cem yapardı. 3 telli curası ile, babam rahmetli dedelere talipti, o cura sesi ve sese uyumlu deyişler o zamandan beri etkiler beni.
Mezramızda, uzun yıllar Kürecikte fotoğrafçılık yapan foto Şükrü Mersin ve kardeşi saz çalardı. Onların yanında durur, keşke benim de sazım olsa, ben de o tellere dokunsam diye iç geçirirdim. Mahzuni Şerif, Muhlis Akarsu, Abdullah Papur, Nurşani ve benzer ozanlarımızı hiç bıkmadan günlerce dinlerdim. 13 yaşımda İstanbul’a, orta-ve lise eğitimimi yapmak icin gittim. Öğrenci yurdunda kalıyordum. Benden yaşça büyük olan Doğanşehir‘li Hasan Yıldırım abimin bir sazı vardı dolabına, kilitlerdi. O sabahçıydı, ben öğlenci. Bana vermezdi ama dolap anahtarları birbirine uyardı. Bana sabahları fırsat olurdu, dolabında sazı alır, O gelmeden yerine koyardım. Hiç zorluk çekmedim çünkü çalanları uzun uzun izlemiş ve şah perdesini öğgrenmiştim 🙂
Hafta sonları, şimdiki adı Ataşehir olarak değiştirilen 1 Mayıs Mahallesinde oturan büyük abimin evine giderdim. Rahmetli Ozan Vicdani bitişik komşuydu. Ozan Emekçi de orada kalırdı ve Kürecikli Haydar Erdoğan‘da oradaydı.  Benden yaşça büyük olan bu değerli ozanlarımızın hep yanlarında, yakınında idim… Özellikle Emekçi’den çok etkilenmiştim. Kimseden eğitim almadım. Kendimce gönül sazımı çalanım. Ama pratik anlamda çok kişiye öğrettim. Ancak sazdan cok söz yazmaya da başladım zamanla. Bana ait bir çok eserim bazı sanatçı arkadaşlarım tarafından okunmustur. 89 yılında Almanya‘ya yerleştim. 3 oğlumdan ortancasını yakin tarihte kaybettim. Hayat beni 13 yaşımdan beri çok sevdiğim memleketimden, ülkemden ve halkımdan uzak bir yaşamın 56. yılına getirdi. Elimden geldiğince yöresel otantik, kaynak, Anadolu Aşık geleneğini sevdirmeyi, yaşatmayı özümüzden kopmadan, geçmişle gelecek kuşaklar arasında kücücük birer köprü olmak bahtiyarlıktır, diyenlerdenim!!! Saygılarımla…”

Bize Kürecik ile ilgili kayıtların ulaşmasında büyük emek ve katkı sunan sevgili dost Cengiz Aslan‘a teşekkür etmek gerekir diyor ve  Ali Çiçek dostun bir kaç şiirini ve videosunu eklemeyi unutmuyoruz…
Aşk ile…


KÜRECİK
Çok özledim Dağın taşın köyümün
Varıp her tarafın göresim gelir
Bütün halkı ile emmim dayımın
Kucaklayıp hasretle sarasım gelir

Akçadağ Kürecik Darende Gürün’ü
Dağ yamacında koyun kuzu sürünü
Bir de yemlik ile kenger dürümü
Yufka ekmeğine düresim gelir

Nurhak’ın eteği Elbistan ovası
Alxaslı köyleri şirin Sevdilli‘si
Pınara inerken dilberin birisi
El edip hallerin sorasım gelir

Karadere Büyükçayır yaylası
Eylenir mi Yağız atlar yılkısı
Yükseğinde ziyaretin tepesi
Niyaz Edip yüzüm süresim gelir

Birer birer göç eyleyip gittiler
Köyün öte yanın mesken tuttular
Anam babam kardaşıma nettiler
Kabri başında yasım tutasim gelir

Ali’nin gözünde dinmez ki yaşı
Gurbette hep gönlü yaslıdır yaslı
Köyüne gitmeye her dem hevesli
DARICA yolçatıda durasım gelir

Ali Çiçek


BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here