PAYLAŞ

”1959 yılı Ekim ayında Elbistan’ın Kastal (Tepebaşı)  Köyünde doğdum. Evli ve üç çocuk babasıyım.
Köyümüzde ilkokulu okudum. Orta öğrenimi Elbistan‘da Mükremin Halil Lisesinde tamamladım. Müziğe olan ilgim orta ve lise döneminde başladı. Ancak ne bir sazım vardı ne de “solfej” veya herhangi bir şeyler öğretecek birileri vardı… Bu günkü gibi saz eğitim kursları da yoktu. Ancak şu veya bu şekilde bir şeyler yapmaya çabalıyordum.
Az da olsa şiir yazıyordum …
Bu dönemde benim ilgi duyduğum veya etkilendiğim babamdır. Dengbejlerden kalma bazı kılamları söylerdi… Xazal‘, ‘Bemal‘, ‘Delal gibi…
Çocukken köyümüzde İbrahim ALDEDE tarafında yürütülen (yapılan) bir kaç Cem’e katıldım. Aldede’nin ses ahengi ve deyişleri okuma tarzı insanı derinden etkiliyordu.
1830’lardan sonra yöremize damgasını vuran; Kısmi de olsa gerici Arap din kültürünü bertaraf eden Alevi asimilasyonuna bayrak açan “Hakkikatçı Alevi” pirleri, ‘Ozan’ları
Günümüzde tartışılan Alevi inanç yapılanması ve bu Hakkikatçı gelenek; Bizler üzerindende etki yapmış ve bu esas temeller üzerinde az da olsa deyiş yapmamıza vesile oluyor ve yön vermeye devam ediyor.
Yaşam tarzımızı, belirleyen doğa sevgisi, insan sevgisi, olmazsa olmaz vicdan sahibi olmamızın hayati önemi, ‘arzu’lar, ‘dilek’ler, ‘temmeni’lerin gizemi, işte tüm bu Alev’i Hakikatçılar felsefesinde yer almaktadır, yeryüzünde hiç bir inanç Alev’i Hakikatçılar inancı gibi insanın varlığını ve onun kutsallığını bu kadar ön planda ve özde tutmamaktadır.
Bu anlamıyla ;
İşte tüm bunların etkisi küçümsenemez. Belirttiğim gibi orta öğrenim yıllarında Mahzuni, Emekçi, Nurşani, ve Kürtçe klamlarıyla Şah Sultan, benim için ölümsüz ve bir sanat dehası olan Ozan Vicdani
Yetmişli yıllarda yükselen devrimci durum beraberinde iç çatışmaları da getirmişti .
Liseyi bitirdikten sonra dört ay kadar, kısa bir süre köyümüzde yedekten öğretmenliğe başladıysam da yetmiş dokuzun Şubat ayında Maraş Katliamı sonradan göz altına alındım. Sırasıyla da Elbistan ,Maraş , Adana da sıkıyönetimin işkencelerine maruz kaldım. Bir süre sonra salıverildim ve aynı yıl yurt dışına çıkmak zorunda kaldım.
Almanya‘da iki yıl kaldıktan sonra Fransa’ya geldim.
Fransa’da bir sıkıntım olmamasına rağmen, ülkemizde var olan durum bizi yakından ilgilendiriyor. Vicdanen asla rahat değiliz. Bir yandan halkımızla birlikte hareket halindeyken müzikle de uğraşıp ara sıra sözler yazdıysak ta ilk etapta besteleme yapmıyorduk. Yaptığım çalışmaları albümlerde toparlamak ve sunmak gibi bir durum da oluşmadı.
İki bin altı yılında On eseri kendime ait olan “Elbistan“adlı bir albüm yaptım.
Bu dönemde sonra daha aktif olarak Avrupa ve Türkiye’de gecelerde yer aldım.
Ve birkaç eserim de çeşitli arkadaşlar (gruplar ) tarafından seslendirildi.
Son dönemlerde Grup Hejar‘ın okuduğu “Ber ziyarete ” adlı eserim epeyce kabul gördü.
Ve yıllardır halkımızla birlikte mücadele veriyoruz, vermeye de devem edeceğiz…
Diğer yandan siyasal alanda şimdilerde demokratik Alevi Federasyonu “FEDA” da yer almaktayım.
Hayata yeniden başlangıç olduğundan, ‘ne yapmak isterdin‘ diye sorulursa, tereddüt etmeden siyasal halk hareketlerine emek vermek, mazlumdan yana tavır takınmak ve müzikle uğraşmak en çok ‘Aşık’ olduğum iki olgudur der sorana bırakırdım sonrasını…

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here