PAYLAŞ

Ali Yıldız ve Cengiz Demir ile yaptığımız sohbetlerle mihmanımız olan başka bir Ali Can’a bu kez biz misafir oluyoruz… Nergele, Mirali, Barış, Alçiçek boyunca gittik ve 15 km sonra, Nurhak ilçesindeyiz…

Ali Sakallı ile Nurhakta tanıştım. Tv10 için Nurhak Cemevinde bir sohbet muhabbet kaydı için gittiğimizde yıl 2013 idi. Mustafa Kılçık ile birlikte Nurhaklı gençlerin oluşturdukları bir sazbandlar zakirler topluluğu ile birlikteydik. Özenli bir kurgu çalışmasının ardından, bilinç ve güzellikle süslenmiş bir cem dem sohbetini, soğukta pespembe renk atmış eski bir kamerayla kayıt etme şansı bulabildim. İkinci bir kameramızın olması görüntüyü kurtarmıştı. Aslolan ses idi. Birbirinden güzel deyişler, semahlar çalınırken mest olmuş, Nurhaklı Alevi Pirler, Babalar ve yol yürütenlerle de sohbet edebilme, onları dinleyebilme şansı da bulmuştuk. Nurhak Alevileri Türkçe konuşur ve ibadet ederler. Geçmişte olduğu gibi günümüzde de kesintisiz bir inanç yaşamı sürdürülmektedir. Cemevi dışında da dem ve ritüellerin yaşatıldığı Nurhak ilçesi nüfusunun büyük bölümü Türk Alevidir. Maraş/Elbistana  40 km mesafede, Adıyaman yolu üzerindeki şirin ilçe Nurhakta Aşık, Ozan, Baba Dertli Divani uzun süre alevi erkanlarında hizmet vermiş halen bölgede çok saygı duyulan bir yol temsilcisidir. Aynı zamanda Nurhaktaki sazbandların yetişmesinde de önemli katkıları vardır.
Bu kısa bilgilerden sonra sevgili dost zakir aşık Aşık Üzgüni’ye, doktor Ali Sakallı’ya bırakalım. Kısa özgeçmişini şöyle aktarıyor;

”05.08.1980 Maraşın Nurhak ilçesinde doğdum.
Zamanımız aşıklık-ozanlık geleneğinin temsilcilerinden birisiyim ve bu yolun bir taşıyıcısı olarak çalışmalarımı sürdürüyorum. 5 yaşımdan bu yana cemlerde bulundum, orada yetiştim. Alevilik inanç ve kültürüyle yoğuruldum ve yapmış olduğum hizmetler neticesinde Cem Erenler’i tarafından Aşık Üzgüni olarak nitelendirildim.
Bu mahlasla yüzlerce eser ürettim, bir çok yerde icra ettim. Eserlerim birden çok üniversite tarafından akademik inceleme ve çalışmalara konu oldu.
Evliyim iki çocuğum var. Hala Nurhakta yaşıyorum. Kısacası yaşayan Hak ve halk ozanı-aşığı olarak niteleyebilirsiniz beni. Aynı zamanda tıp doktoru olarak mesleğimi icra etmekteyim. Yaptıüım eserleri çeşitli albüm çalışmaları yaparak toplumla paylaşmaya gayret ediyorum. Yeni bir çalışmam var, uğraşımız devam ediyor. Aynı zamanda eserlerimizi insanlarımızla buluşturmak için kitap çalışmam da çok yakında yayınlanacaktır. En çok etkilendiğim ustalar; Aşık Mahrumi, Aşık Perişan Ali, Aşık Mahsuni Şerif…
En sevdiğim eser Aşık Fedayi‘ye ait olan, Sabahat Akkirazın da okuduğu Tarikat kutbunda tecdit olmayan diye devam eden nefesidir… ”
‘El ele el Hakka ‘ deyince; Aşık Aliyar Aslan çok değerli bir yaşayan sazband dostumdur… Aşık Aliyar Aslan, Afşinin yaşayan aşıklarından, günümüzün usta ve birikimli bir sazbandı.
Aşık Üzgünü’den severek dinlediğim bir eser; Aşık Dertli’den  ”Sakiya camında nedir bu esrar”. Cengiz Demir ile yaptığı albümde yer alan bir eser. Dinleyelim hep birlikte….

Sakiya camında nedir bu esrar
Kıldı bir katresi mestane beni
Şarab-ı lalinde ne keyfiyet var
Söyletir efsane efsane beni.

Refet nikabını ey vech-i enver
Zulmette gönlümüz olsun münevver
Şarab-ı lalinin lezzeti dilber
Gezdirir meyhane meyhane beni.

Aşıkın çok bela gelir başına
Tahammül gerektir adu taşına
Şem -i ruhsarına aşk ateşine
Yanmada seyretsin pervane beni.

Bakmazlar Dertli‘ye algındır deyu
Hakikat bahrine dalgındır deyu
Bir saçı Leyla ‘ya mecnundur deyu
Yazdılar deftere divane beni. /Aşık Dertli

Tarikat kutbunda tecdit olmayan – Aşık Fedayi

 

1 YORUM

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here