PAYLAŞ

(Bir müzikoloji tezi incelemesi 2017 @cemodogan)

Malatya İnönü Üniversitesi Güzel Sanatlar Ve Tasarım Fakültesi Müzikoloji Anabilim Dalı bünyesinde yapılan bir tez çalışması, Maraş İli Nurhak İlçesi Barış Köyünde Dinsel Müzik Uygulamaları başlıklı ve Zeynep Taş tarafından henüz hazırlanıyor. Bir ön çalışma metni üzerinde değerlendirmeler yaparak katkı sunmaya çalışacağım bu incelemede; doğduğum köy ve etrafındaki ilişkili diğer köylerdeki cem, dem ve oda muhabbetleri ile cenaze ve mezarlık ritüellerinden örneklemelerle buralardaki mistik atmosferi aktarmaya çalışacağım.

Evvel bir çok vesile ile ‘iç toroslar’ olarak tabir edilen ve merkezinde Malatya ilinin de olduğu coğrafyadaki müzikal formlar üzerine çalışmaların azlığından şikayetçi biri olarak umutlandığımı, mutlu olduğumu belirtmek isterim…

Barış’ta yaşayan topluluğun tarihsel-kültürel arka planına dair notlar;
(foto: barış uydu görüntüsü)
Barış ismi 1994 yılında (DYP ve Süleyman Demirel zamanı) memlekette namı değer ‘Gavur’ Hacı olarak bilinen beldenin ilk belediye başkanı ve meşhur Hançıplak (Mâlebuttân) muhtari Mîçi Âli Sîle (Mustafa Doğan) tarafından evrensel barışa vurgu üzre ‘konmuş’ yeni bir isimlendirmedir. Buralarda yaşayan insanlar için önemli bir zaman dönüşümüdür bu süreç. Çünkü teze konu olan mistik atmosferin dağıldığı ve ıssızlaşan sessizleşen kuş cıvıltılarının da terk ettiği bir coğrafyanın uğultusundadır zaman… 10 yıl içerisinde 1985 ile 1995 yılları arasında sadece Hançıplaklar köyünde 108 hanedeki yaklaşık bin nüfustan geriye 3 hane 10 insan kalmıştı. 1995 ile 2005 arasında beldeleşme çabası ile Maraşa 200 km uzaklıkta yılan ovasının tepesinde Umutlu (Tewekkeli köyü) de olmak üzere Nurhak Elbistan yolunun 20.km sinde olan Karaçar Zerdekeş boğazına kadar zor arazi ve çok geniş bir alana yayılmış sorumluluğuyla belediyelileşme süreci yaşandı. Emekli olanların geri dönüş yapmaları ve yılın belli zamanları köyde yaşamaya başlamaları ise 2005 ile başlamış 2010 yılından beri de artarak devam etmektedir. Barışın dağınık bir köyler beldesi olduğu doğrudur fakat 2013 yılından itibaren büyük şehir yasasıyla resmen ortadan kalkmış ve Nurhak ilçesine bağlı mahalle olmuştur.
(foto: Alçiçek -Barış-Nurhak yolu)
Hançıplak (Mâle Buttân), Zillihan (Mâle Xâne), Derbend (Dewrand), Taşlık (Dâşlıx), Hofolar (Mâle Xofkân), Meyrikler (Mayrîkân), Değirmenkaya (Mirâlyân), Alçiçek (Kopân) ana gövdeleriyle son döneme kalmış ve geri dönüşün olduğu büyük yerleşkeler sayılır. Hırsız Pınarı (Kâyne Dızân), Kalfa, Kilisk yaylaları, Yılan ovası köyleri, Tatar deresi, Osmankuyu, Abuzer dede obası (Mâle Avzari Kave), şerbet köyü gibi sayısız bir çok köy-oba kaybolmuş bir çoğunda ev yıkıntıları ve mezar yerleri hala durmaktadır.

Bir bütün Sinemilli aşiretine mensup bu topluluk ilgili coğrafyadan hiç bir yönüyle ayrı ve özgün değildir ama bir bütün olarak yaşadığı geniş coğrafyada belirginlik  gösteren, özgün ve bir çok farklı mistik ritüelle bezeli müzikal formlar taşımaktadır.

Hançıplaklar (Mâlebuttân) ile kuzeye devam eden yol, aslen Adıyaman Gölbaşından Nurhaklara tırmanmaya başlayan ve Kapıdere ile Barışa gelen yoldur. Barıştan bir yol karaçar Malap boğazından Kürecik tarafına bir yol ise Nergele ve Zerdekeş üzerinden Elbistana iner; Coğrafik konumuna bakıldığında Nurhak yaylalarına, bu dağlara yönelen binlerce patikanın da tarihsel önemi belirginleşecektir. Anadolu halk ayaklanmaları olarak bilinen bir dizi mistik atmosferli ‘şiirli-müzikli’ başkaldırının bu platoda buluşması inceleme konusudur. Adıyaman’da (Hısnı Mansur – Semsur) başlayan Babai ayaklanması bu yol üzerinden Amasya illerine kadar yürümektedir. Çeşitli tarih araştırmaları bu coğrafyalarda yaşayan ve Osmanlı imparatorluğu topraklarına dahil olan son beylik Dulkadiroğulları döneminde de ‘yönetimsel erk’ ile bir sözlü-yazılı hukuk işleten bu toplulukları-aşiretleri incelemiştir. 1560’lardan kalma tahrir defterlerinde ‘ekrad taifesi’ olarak tarif edilen biz kızılbaş kürt aşiretleri ve köylerimizin isimleri geçmektedir. Gücük ve Ağcaşar bugün haritalarda aynı isimle kalan örneklerdir.
(foto: Ari Mazın Nurhaklar)
Koçgiri topraklarına kadar kesintisiz bir aşiretler bütününün parçası olarak ‘Barış insanları’ etrafındaki diğer köyler ve toplum gibi aynı mistik ritüelleri taşır. Devam köyler ile Karaçar Ağcaşar, Küllü, Malap, Soycak, Hüyücek, Köseyahya, Alhas köyleri ve Gücük ile Kantarma Köyü temel aynı karakteristik yapıyı taşır ve akrabalık ilişkileri çok yoğun köylerdir. Bir bütün Atmi aşireti, sinemilli aşireti, alhas aşireti ile diğer kabile-ocak isim farklılıklarıyla aynı dinamiklerle ilerlemekte, bir çeşit ilişikli konfederatif temsil yaratmaktadırlar. Bu toplulukların bütünü ile Kürecik aşiretleri ve Akçadağın tamamı, Doğanşehir, Bulam ve Nurhak Dağlarının güneyiyle devam eden Engizekler, Yılan ovası Cerit, Bozlar, Şıhraş, Milyanlı köyleriyle daha güneylere ve nihayetinde Pazarcık aşiretlerinin bütününde temsil bulan bir populasyondur bu. Hemen aynı ritüellerle bezeli fakat çok yönlü inceleme gerektiren çeşitli açılardan derinlikli yanları olan mistik bir yaşamları vardır.

1980 yılı ve sonrasında 2005 yılına kadarki göçler bu süreç boyunca coğrafyada ‘dini’, mistik bazı temsilcilerin, önemli şahsiyetlern de belirginleşmesini sağladı. Bunlardan 3 kişi Hakikat aşığı Perişan Ali, Sinemilli Piri Mehmet Yüksel Dede ve Bozlardan İwko (İbrahim Çatalgöz)  birer tarih taşıyıcısı müzik insanı ve mistik atmosferinde bir coğrafyanın ozanları-zakirleri olarak özgün karakterleriyle birlikte edebi açıdan da incelenmelidirler. Bu sayede 1980 yılına kadar doğal koşullarıyla birer tuğla gibi örülmüş bu kültür formunun devamı ve bu günü ile bilimsel akademik verilerine de ulaşılabilinecektir. Birer tasnife henüz muhtaç devasa Sinemilli arşivi bir bütün ‘Ayetler Yurdu‘ kitabıdır…

Çalışılan tezin konusu Barış köyleri olduğu için kendi köyüm Hançıplak öznelinde devam etmek isterim incelemeye; Salık verdiğimiz 3 usta isimle ayrı temsil bulan 3 ekol bu aşireti sinemilli köylerinde, benim de doğduğum köyde aslen yürümekte, yürütülmekte idi. ‘Yol’ diye tabir edilen budur aslında Alevilikte; Perişan Ali gelir bir hafta kalırdı mesela bizim evde. ”Bu evlerimiz o zaman birer Harabati hanı gibi idi eski toprak evler ve hezanlı mertekli korunaklar, haneler, ilim irfan yuvalarımızdı…” diye kendisi tarif etmektedir bu evlerimizin atmosferini Dost Perişan…

Sinemilli Kantarma Dedeleri ve her temsili ocaktan başkaca dedeler, hizmet edenler; Anadolu’da aşık, derviş, hak misafiri, eren, evliya, deli divane deyim yerindeyse bir ‘Masal Diyarı’nın tüm insanları Barış’ın misafiri olmuştur demde-cemde-ziyarette-türbede-mezarda-yaylada…

Sırtını 3 dağa dayamış ‘Barış’; Nurhaklar, Engizekler ve Salavan; dağların güzeli… (foto: Holan Yaylası Hançıplak-Salavan)

Barış’ta 3 Mistik Atmosfer

*Halil Baba, Bulut Dede, Karadede, Türbe Ziyaret ritüelinde müzik diye tabir edebileceğimiz bir atmosferdir bu. hemen tüm köylerde yüksek dağ zirveleriyle makbul kimi Pazarcık köylerinde küçük bir tepe başında da rastlaşabileceğimiz bir toplu ritüeldir. Bayramlarda mezarların başında toplu yürütülen ritüellerle benzeşik fakat daha farklı temel ayrıntılar barındıran bir törendir bu. Hançıplaklarda bu ritüel yılboyu benzer yanlarla hala tekrarlanır. Yaşlılarımızdan derlediğimiz çeşitli kayıtlardaki anlatımlarda, daha eskilerde yaz süresince salavan dağının yüksek yaylası Vartan Kuyusu-Yaylasında (Birê Ârtân) olduklarından toplu halde Salavan Dağının zirve noktası olan tepede sabah güneşi doğmadan olunur hazırlıklar çoktan biter ve çoluk çocuk tüm insanlar güneşışıklarıyla ocaklarını yakarlarmış. Özellikle köyden Ali Gül Doğan ve Hallac Doğan ile yaptığımız kayıtlarda bu ritüelin bir çok ayrıntısı olduğunu öğrenmiş idik. Bugün hala biz köyün insanları az da olsa, parça parça da olsa bu ritüeli her yıl ağustos ayında tekrarlamaktayız. Salavan dağının zirvesinde taşlardan örülü ocaklarımızı yakıp birer lokma ekmek ile çayımızı bazen şarabımızı içip dualar etmekteyiz, dileklerde bulunmaktayız… Ziyaretimizin tarihsel ismi bilinmektedir; Yetimler Ziyareti (Ziyâratê Sevî). Bizimklerin anlattığı bir efsaneye göre tam karşısında bulunan ve yıldızlarla doğan bir başka zirvede Nurhak dağındaki Kara Dede ziyareti ile bazen top atışı yaparak restleşirler miş…  Bu ilk örnekte önemle belirtmek gerekir ki benzer ritüeller tekraren mezarların başında, Bulut Dedede ve yaşamı ile hakikatçi alevilik akımının önemli bir temsilcisi sayılan Miralili Halil Baba türbesi ile bir efsane olan Karadedede yapılan kurbanlı toplu törenlerde ağıtlarla bir müzikal form çıkar karşımıza evvel. Yaşlı kadınlar, obanın aşiretin belirgin karakteristik ağıtlarını çeşitli doğaç ve irticaen (anında söyleme) kelamlar dizerek saatlerce sesleriyle dillendirirlerdi. Ölen evlada da ağıt yakılırdı, yiten yiğitlere de uzakta yaşanan başka bir acıya da ağıtlar dengbej kadınlarca icraa edilirdi. Bu bir icraa sayılmaz mı yoksa…
Sonrasında ise bugün Adıyamanda sıkça örneklerine rastladığımız coğrafyada türbe-ziyaret etrafında adaklarla yürüyen bu ritüellerde sazlar çalınıp semahlar tutulurdu. Kışın içeride yürütülen cem, dem ve yol hukugu görgüleri ile çeşitli aşiretsel-dinsel toplantılarda daha farklı ayrıntılarla karşımıza çıkan bu açık alanlardaki ritüellerde olmazsa olmazlardan biri ‘Çarx’ diye tabir edilen ve genelde yaşlıların o erdeme ererek zamanla ‘coş’a gelerek semah döndüklerinden kendilerinden geçip ‘zikir’ diye tabir edilen bir atmosferle zirve yapması idi. Bu hemen her ayinde bir zirve noktasıdır. Maraş evliyalarından Ali Kutte yi incelerken torunlarından duran baba bu atmosferde Çiğli Köyünde bir yakın zaman ceminde kayıt alabilme şansını bulabildiğimiz bir örnek.

*Bir diğer atmosfer Kış aylarında özellikle aşiretin tamamında aslen görevli olan ve dini hizmetle sorumlu dedeler ile yaygın Sinemilli Cemi olarak bilinen ama aslen çok daha büyük cografyalarda benzer ritüeller farklı icraalarla yürütülen dedegan veya hakikatli ya da keramet ocagı sahiplerince bir hukuk çerçevesinde işletilen zaruri, yaşamın bir çok işlevsel yanına nüfuz etmiş etkisiyle, incelerken olmazsa olmaz cemler;
‘Dada Hâtne’ Dedeler geldi demektir köyümüzde. 1980 yılına kadar iki dede sorumlu idi cemlerden. Malatya Doğanşehir Dedeyazı köyünden Gozal Dede (Atasoy) ile Pazarcık-Cerit-Yılanovası Şıhraş köyünden aslen Hasko Dede ve Mamko Dede. Gozal Dede Hakka yürüdü Mamko Dede yaşıyor; Mersinde ve köyde geçiyor zamanı. Mamko benim babadan köyüm olan Hançıplakta deyim yerindeyse dini açıdan öz dedem, çünkü taliplik yolu da babadan oğula geöiyor burada; yada babadan çocuğa; Annem ise Barışın Mirali köyünden ve onun o köydeki öz dedesi ise Hançıplakta bizim kabile dışında şimdilerde Eren ve Topal soyadını taşıyan ailelerin sorumluluğunu taşıyor ve onların dini cemlerini yürütüyordu.

Köyümüz benzer köylerde de olduğu gibi Sinemilli aşireti alt kabileleri olarak tarif edebileceğimiz Kikân, Kelîkân, Vaysîkan, Hurçiyân, Şamsıkân gibi geniş aşiret ailelerinin bir aradalığından oluşmaktadır. Tarih boyu birbiriyle akrabalık ilişkileri inceleme konusudur. Pazarcık Maksut uşağı köyü bu gün Kantarma Gücük boğazındaki asıl yurdu olan Maxsânlanın devamı bir köy olarak prototip sayılır. Tüm Pazarcık aşiretleri incelenirse Kayserinin güneyi Sarız tavla köyü ile akrabalık ilişkileri bir bütün coğrafik yayılımı görmemiz açısından önemli bir penceredir.

(foto: Mamko Dede)
Bizim öz dedemiz Mamko Dede’yi 2014 yılı yazında kendi köyü Şıhraşta bizim cemleri ve cemlerdeki sazın işlevini aslen sormuştum. Köyümüzde yaptığımız röportajlarda bu dedelerimizi Hasko ve Mamko ve Gozal dedeyi çokca dinlemiş ve eserlerini icra ettikleri cemlerle ritüellerin ayrıntılarını öğrenmeye çalıştmıştık. Hasko Dede bize anlatılan 1960 lı yılların cemlerinde yaşlıdır ; Bugün aramızda olan dedemiz Mamko ise çok iyi saz çalar nefesler okur diye anlatılırdı. Bütün bölgede bir efsane idi. Repertuarda ve eserler ile cemlerin icraasındaki hizmetler bütününde saz, aslen tüm sinemilli, Ağuiçen, Üryan hızır cemlerinde yürüyen-yürütülen ayinlerden hiç bir fark yoktur. Çünkü örneklediğimiz ‘öz dedeler’ bir bütün bahsi geçen coğrafyada bir başka pire mürşide ve sisteme bağlı aynı hizmetin parçası farklı karakteristik, insani, ozani ve müzik insanı formları taşımaktadır.
(foto: Gozal Dede)
Burada belirtmem gereken önemli ayrıntılardan bir tanesi de Gozal Dede (Güzel Atasoy) ile ilgili; İnsanların köylerimize geri dönmeye başlamasıyla şekillenen ve benim de hayli emek harcadığım bir toplu buluşma olan Beyaz Bulut Festivali, aslen Bulut dedeye adanmış idi çünkü etkinlik alanı yakın zamana kadar aktif kullanılan bir yayla idi çeşme pınar başı ve Bulut Dede’nin de öz yurdu evinin olduğu yerdir. Bu Festival vesilesi ile topluma yeniden kazandırılan alanda bizi ziyaret eden Gozal Dedenin oğlu Erzat Atasoy’dan edindiğimiz dedemize ait ses kayıtlarını incelediğimizde karşımıza çıkan ‘Ayetler’ aslen başlı başına bir ayrı inceleme konusudur. Barış diye tarif ettiğimiz bölgenin tamamında ve coğrafyanın başkaca yerlerinde önemli bir süre dedelik geleneğini icra etmiş Pir Gozal Dedenin icra ettiği cemler de aslen bugün sinemilli cemi- kızılbaş demi diye niteleyebileceğimiz formun kendisidir. Dolayısıyla Alevi Hukuku diye bildiğimiz Dedeler ile işleyen ve talibin köyünde bir hatırlı (rehber) evde gizlice icra edilen bu cemlerin yürüten öneklerinden biri olan Gozal Dede hakka yürümeden evvel Alman yapımı bir belgesele de bu derin sorumluluğu bazı anektodlar vererek aktarıyor. Belgeselin tamamı buradan izlenebilir. Ayrıca bu cem ve demlerde yürütülen mistik atmosferde ‘ayetleme’ye bir örnek dinleyelim Gozal Dede’den… sonra devam edelim…

Bu atmosferlerde söylenen bir çok eser mevcut; ‘Âyetleme’ diye tabir ettiğimiz bu deyişler-demeler belli bir nizam ve dizgi içerisinde cem ayinlerinde işlevsel olarak kullanılmaktadır. Yani ‘Vallahi kurandır senin sözlerin’ diye felsefik anlamda batıni ekolün onlarca örneğini bu atmosferde hep birlikte anlayıp inleyerek dinleyip birlikte bir salınımla icraa söz konusu. Elbette diğer köylerdekiyle aynı atmosferdir bu. Deler köye gelmeden Rehber evde hazırlık biter imiş; Bizim köyde âpi Sayd (Saydo Güneş), Mıçi Kurde, Hasani Kale, Mole Raşe, Mole âli Sıle, Mole Taşke, Mole Batte, Mole Butte, Mole Lare ve temsillernde bir çok hatırı sayılır yaşlının evi rehber evi idi. Rehber taliptendir… Bu büyüklerimizin geniş toprak damlarında mertek odalarda cem olunurdu tüm köylü; elbet her davul zurna etkinlğinde olduğu gibi bu formda da hizmet tabir edilen, çeşitli görevler, gözcü kapıcı haberci saki zakir dede hepsi var… Tabiki bilimsel olan tarihsel dramatürjiyle zaman mekan ve atmosfere yaklaşmak olur;… ‘imiş’ o…

(foto: Abuzer Erdoğan Dede)
Burada ekleyebileceğimiz Özellikle Elbistan cemevinde uzun zaman hizmet veren Kantarma Ağuçen-Sinemilli Pirlerinden Abuzer Dede örneği üzerinden bir repertuar çıkışı salık vermek olacaktır. Bu konuyu kendisine sorduğumuzda; Bunun bir öğreti şeklinde yürütüldüğünü dedenin ceminin aynı olduğunu fakat müzikal eserlerin seckisi ve sırasının dedeye ki burada ayrıca vurgulamak gerekir bu bölgelerde bir çok dede aynı zamanda zakirdir kendisi icra eder kırık bir sazla da olsa o duasını vermelidir; saz bir telli ayet sesidir ve önemli bir işlevi vardır. Cemlerimizde çalınan eserler deyişler, demeler, ayetler ve klamlar olarak isimlendirilmekte; ağıtlara ise şin demekteyiz. Tacımi Rıza dede örneği incelenirse bugüne kalan ses kayıtlarında saz eşliğinde ağıtlar ile kadın dengbejlerle birlikte aynı atmosfere selerle cenaze erkanı  yürüttükleri görülecektir. Eskiler ölen (hakka yürüyen) insanlarımızın arkasından 3 gün ateş yakarlardı, sazlarla sırlamanın yapıldığı bilinmektedir. Aynı ritüelleri Dersim Ovacıkta Zeynel Dede ile olan kayıtlarımızda da görme şansı bulmuştuk.

*Barışta 3. mistik atmosferde ise yine Perişan Ali ile İwkoyu salık vererek; onların cancana dünyalarına bakarak yürüyelim… Bir deyim yerindemi bilmiyorum ‘eski solcu’ özeleştirisi olarak sıklıkla karşılaştığımız bir pencereye dikkat çekelim. ‘Göç ve 12 eylülden evvel devrimciler Dedeler geleneğine zarar verdi’ söylemi… ben şahsen buna katılmıyorum. En azından devrimcilerin tahrbatının büyük olduğu fikrine fakat büyük bir dağılmadır göç; Barışta ve ilişik coğrafyada. Bir tarihsel travmanın asıl sebebi insansızlaşmadır aslen…

Barışta ‘dini’ müzik kapsamına girer mi bilmem ama doğduğum köyde mistik bir atmosfer olarak Perişan Ali ile aslen vücut bulduğunu düşündüğüm fakat tüm sol geleneği de etkilen bir başka ekolden ve müzikal edebi formdan bahs edelim ve bu güne gelelim. Aslen irfan evleri diyebileceğimiz oda demleri ve muhabbetleri ile mistik bir atmosferde çoğunlukla alkolün de bulunduğu divanlar, hem köyümüzde hem çevre köylerde bilinen bir realiteye ulaşmıştır. Öyle ki Mahzuni ve temsilinde dolaştığı coğrafya olarak mistik bir felsefe yurdudur buralar. Meluli ile Aşık Velilere, Ulu ozanlara ve tekrardan saz ile sohbet ile şiir ile topluma dönmektedir burada irfan ve ayetler… Bir bütün İbreti ile Hüdai de lirikleşen bu mistik atmosfer ürünlerine Barışta da rastlarsınız. Bir bütün bu coğrafyada etkili tüm isimlerin hem yurdu hem yaşam alanıdır. Mahzuni Berçenek mi Hacı Bektaş mı diye çok sordum kendime; Bir Mahzuni olamadım diyordu; sizce mistik değil mi…
Barışta İwko ve Perişan Güzel den Meçhuli’lere Mahzunilere kadar  hem halk ozanı hem de aktarıcı olmakla birlikte oda muhabbetlerinin sazbandı filozoflar dediğimiz bir ekolun de etkilerinin olduğu bir yerdir. Bu köylerimizde saz yaşamımızın bir parçasıdır. Düğünlerde rakı masalarında da görürsünüz, gurbette bir ranzada çalışırken de olur elde…

(foto: Derbent köyü-Barış-1998)
Sonuç;
Barış köyleri cemleri Sinemilli ocagına bağlı olup ana mürşid ocagı ağuiçendir; Bu yüzden büyük konfederatif Alevi ocakları sisteminde önemli bir nüfuza tekabül eder. Bu bolgede kantarma dedeleri ve örneklediğimiz Gozal Dede ile Mamko dede gibi farklı aşiretlerden de olabilir. Oysa ana gövdede şıhraşanların da sinemilli olduğu kabul edilmektedir. Dolayısıyla bu sistemin bir parcası olan köylerimizde hizmeti hak eden yürütürdü. Gozal Dede ve Hasko-Mamko dede en son dedelerimle birlikte Kopan Alçiçekten Ali Dedeoğlu Seyit Atıcı gibi genç jenerasyon dedelerle süren keramet ocakları da hizmet ettiler. Bir benzer örnegi Soycak-Hüyücek teki Hasani Kale örneğidir. Cıwık dede yakın zamanda hakka yürüdü.
Yine burada belirmekte fayda var; Bizim dedelerimizden Abuzer dedeye bu noktada hep teşekürü bir borç biliriz. Çünkü özgün karakteristik yönelimiyle Sinemilli ve Maraş orjinli bu kızılbaş inanç sistemi bir bütün olarak saf ve hümaniter yine deyim yerindeyse ‘Budala’ ehli bir hal taşır. Mamko Dede, talipleri ortalıkta sallandığı halde, yıllardır hizmete duramamaktadır. Nedeni ise o anlatamasa da çok basittir aslında; bu saflığın, alışık olmadığı bir atmosferde duramamanın heleki yeni ve kendisini derinlikten sığlığa taşıyan bir mizansende olamamanın, bu demlerde hizmeti doğal ve ‘tanrısal-Hak eli’ bulmamanın sonucudur. Pazarcık cem evinin dede bulamaması, iyi bir ayrıntılı inceleme konusudur. Sosyolojik bir çok veri yatmaktadır bu yaklaşımın altında…

Barışta bugün Halil Baba ve Bulut Dede etrafında bazı açık alan örneklerini gördüğümüz ritüellerimizin dışında daha da üzücü olanı yine benim de tüzüğünden tuğlasına kütüphanesine emek harcadıgım bir yeni mekan olan Barış Cemevi; …
Evvel üzülerek belirtmeliyim ki her yerdeki aynı türlü çabaların ortak eksikliği ile olduğu gibi biz de içerisini dolduramadık ; 2010yılında büyük bir azimle temeli atılıp bitirilen cem evinde bu güne kadar Barışı kapsar nitelikte bir cem yapıldığını söylemek doğru olmaz. Alçiçek (Kopân) köyünden Ali Dedeoğlu, Seyit Atıcı ile Kantarmadan Ali Ekber Dede gibi çeşitli temsillerle, kendi talip-pir cemine yaklaşmalar olduysa da aslen birer şekilsel toplantı niteliğinde çeşitli cemler yapılmıştır. Umarız toplumumuz cem evini sahiplenir ve niteliksel olarak bu toplumun aslına uygun atmosferlerinde hizmee devam eder. O kadar yalnız ve ıssız kalmıştır ki buralarda rüzgar; Cem evimiz ‘bari cenazeler kalksın insan gibi’ modundadır. Ayrıca yeri gelmişken eklemek gerekir; Nergele, içmeler, Çiftlik köylerinin de yakın zamanda bir ortak cem evi inşaa ettikleri ve bu konuda henüz çeşitli arayışlar ve çabalarla bir sürek yürümektedir.

Halil Baba ve Bulut Dedeye aşk olsun… derken bu incelemeye vesile olan değerli kardeşim Zeynep’e teşekür ederim. Umarım faydalı olmuştur… Bir başka yazıda görüşmek dileğiyle.

***Ek: (Gozal Dede’nin cemlerde icra ettiği bir Şah Hatayi deyişi olan ‘Ayetleme’ adlı eser, transkripsiyon ile notaya aktarılmıştır. Gozal Dede eseri Fa sesinden gam alarak seslendirmektedir. Temel yürüyüş ve ara sazların 7/8 olduğu çeşitli nüaslarla serbest icraa edildiği üzere bazı bölümler 6/4 ve 2/4 yürüyüşler de duyulduğu üzere aktarılmıştır.
Gozal Dede Ayetleme örneğinde olduğu gibi Sinemilli-Ağuiçen Pirlerinin yürüttükleri cemlerde benzer semah ve deyişlerin bir çok benzer örneğine rastlamak mümkün.)

Barış bölgesinde yürütülen cemlerde sıklıkla seslendirilen bazı eserler ve aktarıcı dedeler:

1-Günah değil mi sevdiğim (Derviş Ali – Büyük Tacım dede)
2-Kırklar Semahı (Şah Hatayi – Ali Murteza Topal Dede)
3-Av reya İmam Husena (Kürtçe deyiş – Tacımi Rıza Dede)
4-Ağbaba Semahı (Kürtçe Semah – Mehmet Mustafa Dede)
5-Leylam Mevlam Semahı ( Şah Hatayi – Mehmet Mustafa Dede)
6-Cemâl Hak’a Hak cemâla (Kürtçe Semah – Mehmet Yüksel Dede)
7-Semah Erenlerindir, çarha girenlerindir ( Aşık Dertli – İbrahim Aldede)
(foto: Ayetleme – Şah Hatayi – Gozal Dede – transkrip nota)


(foto: Halil Baba – Halli Mirâli- Halli Budala-1985-Değirmenkaya-Barış)


( foto: Sinemilli dedeleri ve TV10 ekibi – kantarma- Elbistan -2015)

 

2 YORUMLAR

  1. Ne kadar güzel bir yazı… Elinize sağlık. Böyks konularla ilgilenen insanlar var sizin gibi.
    Her yazınızı ilgiyle bekliyorum. Başka bir dünyaya kapı aralıyorlar. Sağolun.

  2. Ne kadar güzel bir yazı… Elinize sağlık. Böyks konularla ilgilenen insanlar var sizin gibi.
    Her yazınızı ilgiyle bekliyorum. Başka bir dünyaya kapı aralıyorlar. Sağolun.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here