PAYLAŞ

”04.08.1980 tarihinde Elbistan’da dünyaya gözlerimi açmışım… Ailem aslen Maraşın Afşine bağlı Kitiz (Esence ) Kasabasından. Uzun yıllar burası, Elbistan ve Hatay’da; çeşitli gurbet evlerinde ikamet ettik. İlk, orta ve liseyi Hatay‘ın Dörtyol ilçesinde bitirip, sonrasında Arif Sağ Müzik Okulunda bağlama ve şan dersleri aldım. Kendimi tanımaya başladığımda babamın sazına takıldı gözlerim, çocukluk ve saz denilince, o sahne gelir gözlerimin önüne. Sonra hiç elimden düşürmedim… Bu kutsal enstrümanın deryasına dalıp divane gezerken, yolda karşılaştığım ne varsa; acılar, hüzünler, soğuk ve sıcak -ne varsa- bir derviş gibi ezgilere sardım. Hala çeşitli sahnelerde icra ve vokal yapıyorum. ‘Sahne emekçisi’
En çok sevdiğim eser kısmına gelirsek; çocukluktan itibaren deyim yerindeyse ‘marş‘ gibi kalbimde taşıdığım bir Aladeli deyişini söyleyebilirim; ‘Kimim ben hatırlat bana’
Müzikal yolda etkilendiğim sazbandlar genç isimler aslında; Erdal Erzincan, Barış Güney bu isimlerin başında gelir. Söylesem de yazılmayacağını bildiğim bir ismi zikretmeyi gereksiz buluyorum :)…” 20.03.2017 – Mersin

Bu yolculuğumuzda Afşinli genç sazband Kul İbo ile tanışmamıza vesile olan dostum sevgili Emre Güney; Varlığıyla cümle yokluğa kefil olduğundan; hemen ona koştum tekrar. Emre ile uzun yılardır, saz yoldaşlığımızı ve gönül arkadaşlığımızı sürdürdürüyoruz. Demlerde, cemlerde , çadırda-meyhanede, birlikte çalıp birlikte söylemiş, birbirimizde, alacak-verecek bırakmamışız… ”Kul ibo canımız ile sohbetimizde ismin geçti Emrecan, bir kaç cümle ile anlat bize kendini” dedim; Dünyanın en zor işi, cancağızım…Hala uğraşmakta sanıyorum…

Şaka bir tarafa, Emre Güney son dönem sazbandlar içerisinde çok özgün özelliklere sahip bir müzisyen. ‘Duygu’ tanımlamasına karşılık gelebilecek bir sözle, ‘bağlamayı tınlatıyor’ dediklerinden… Onu uzun uzun anlatmaya gerek duymadan bizimle paylaştığı üstadlar bölümünü aktaralım;
Perişan Ali hayatımın dönüm noktası olmuştur. Benim ‘gerçeklik‘ anlayışım, Onunla birlikte dolaşıyordu sanki… Hayatı boyunca aynı damda , kuzularla yaşadı. Doğaya anlam katıyordu. Bir filozoftu ve sağdan sola, yukarıdan aşağıya herkesin Perişanı oldu. ‘Pirim benim, canım benim; bu dünyada körün benim ‘ diyor ya… Ayrıca Meçhuli’yi, Onun doyumsuz ezgilerini ve şiirini de eklemem gerekir. Demeli ki: Aşık Veysel titretiyor gönlümün bam telini; her daim”…
Emreye soruyoruz; ‘el ele el Hakka kime yollarsın bizi’
Emre : Genç bağamacılardan Erden Şükrü‘yü tavsiye ediyor bize; Mutlaka tanımalısınız. Afşin Kaşanlı Köyünden. Ozanlar diyarı bereketli topraklar… Meçhuli‘yi hepimiz gibi tutkuyla sevdiğini biliyorm. selam ve sevgiler herkese.

youtube kanalı
https://www.youtube.com/channel/UCnTnapLkzwDviDyHMQ6XfBQ

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here