PAYLAŞ

”Sen kendi göbeğini kesmişsin”
Akıp giden bir küçük dere yatağı gibi süzüldük Maraşın ‘Afşun’una; Bir adres sormaya kapısını çalınca Emre Güney dostumun, hemen Kul ibo dedi; yeni jenerasyondan; gayrısını yeni bir dost kendisi aktarıyor;..

”1982 Afşin doğumluyum. Aslen Malatya Akaçadağ dan gelmiş dedelerimiz. Afşinin Serkizçayırı, yeni ismiyle Türkçayırı köyüne gelmişler. 1970 yıllarında dedem çobanlık için Afşin Kuşkayasını köyüne geliyor, oraya yerleşiyor. Burada doğdum büyüdüm. Kök kültürü itibari ile Sünni köydür. Onun için hem Alevi hem Sünni kültürü ile iç içe büyüdüm. Bunu da her zaman için büyük bir zenginlik saydım. Küçük yaşlarda babamın halk müziğine aşıklara olan ilgisi bizi de bu kültüre yönlendirdi. İlk okulu Kuşkayasında bitirdim. Orta okul ve liseyi Afşinde okudum. Lise yıllarında şiir yazmaya başladım. Doğa şiirleri, aşk şiirleri… Doğal olarak yaşadığım ülkenin siyasi, ekonomik ve toplumsal olaylarına da kayıtsız kalamazdım. O yönde de de şiirlerim var. Kayıtsız kalamazdım diyorum çünkü dinlediğim ustalar bunu yapıyordu. Çocukken Mahzuni Şerif dinlerdim. Aşık Ali Nurşani, Emekçi, Meçhuli, Perişan Ali, Muhlis Akarsu, Aşık Aliyar Arslan, gibi daha nice aşık ve ozanlarımızın eserleri ile büyüdüm. Lise yıllarımın sonunda saz çalmaya başladım. Eğitim alamadım imkansızlıktan. Kulaktan duyma öğrendim. Şiirlerimi Kul İbo mahlası ile yazıyorum.
Rahmetli Perişan Ali Pirimdir….
Mahlasımı Ona arzettiğimde; ”Sen kendi göbeğini kesmişsin” dedi ve ”her zaman yaradana kul ol. Kula kulluk etme.” diye de ekledi. Şimdilerde ise Afşinde ikamet ediyorum. Termik santralinde güvenlik görevlisi olarak çalışıyorum. Evli ve iki çocuk babasıyım.”


Beni merak edip kim bu diyenler

Karanlık gözlerin ışığıyım ben
Aslım Akçadağdır, toprağım Türkçayır
Kuşkaya düzünün bir taşıyım ben

Afşin ellerinde hayli dolaştım
Dolaşmaz olaydım nerden bulaştım
Bir güzelin sevdasına alıştım
Güzel ellerinin maşuğuyum ben

Kul İbo‘m boşa yorulma
Cahil sözlerini kafana takma
Sevmeyen güzele türküler yakma
Sevdiğim güzelin aşığıyım ben.

İlk siirlerimdendir.

Ne Aşığım Ne Ozanım

Ne sorarsın be hey yolcu
Ne aşığım ne Ozanım
Kendi çalar söylenirim
Ne aşığım ne Ozanım

Ozanlık bir ulu makam
Âşıklık Allahtan ayan
Sözlerimi ederim beyan
Ne aşığım ne Ozanım

Söyler sözüm tatlı gelir
Çalar sazım efkar alır
Karar vermek sana kalır
Ne aşığım ne Ozanım

Mahzuni ile dolu içim
Erbabi ile dile geldim
Nurşani den çaldım sazım
Ne aşığım ne Ozanım

At içinden kibirini
Al eline kalemini
Dök içinin zehirini
Ne aşığım ne Ozanım.

Kul ibo derler biriyim
Boş gezen bir serseriyim
Ozanlarin neferiyim
Ne aşığım ne Ozanım

Buda kendimi ozan aşık görmeyişimin bir eseri sevgili abiciğim… Ayrıca bu şiiri de 2010 da göçük altında kalan maden şehitlerimiz anısına yazmıştım.

Kara bilirdik rengini arasın amma

Kara bilirdik rengini arasın amma
Karanin karası kapkara kömür
Bunca dert var hangisini diyem sana
Garibin gönlünü yandirdin kömür

Fakiri gurbete saldırdın kömür
Ölüyü mezardan kaldırdın kömür

Ne değerli ne kıymetli malmişsin
Köyler yıkıp araziler almışsın
Bagrimizda yatan hain yarmissin
Kazmayi bağrıma vurdurdun kömür

Kimini yıkılıp aldın altına
Sardın sarmaladin kara bağrına
Nice Ocak söndü ışık uğruna
Cuma’yi altında vermedin kömür
Halili,muhsini,Ruşeni kömür

Istimlak edildi çocukluk çağım
Kullerle kaplandi sumbullu bağım
Tumba oldu gem vurduğum dağlarım
Ocakta aşımı söndürdüm kömür

Kansere mahkum olmus ovamiz
Bir gün sorulmaz halimiz
Kömür mü tatlı yoksa canımız
Memleketin benzini soldurdun kömür.

Muhtar kenan ağıt yakar ardindan
Oda bir gün gider elbet yurdundan
Haberim yok eşim ile dostumdan
Gözleri yollarda koydurdun kömür
Dedemin diktiği çınar söküldü
Gözlerimden kanlı yaşlar döküldü
Şehre gittik elbet boyun büküldü
Kul ibo’yu yerinden eyledin kömür
Garibi gurbete saldırdın kömür
Ölüyü mezardan kaldırdın kömür



Bercenekten çıktın gözleri yaşlı

Bercenekten çıktın gözleri yaşlı,
Dolandin dünyayı gezdin Mahzuni.
İçinde yanardi aşkın ataşı,
Yaşadın, usandin ,bezdin Mahzuni.

Katil dedin amarika ,bagirdin,
İnsanlığı insanlığa çağırdın,
Aşkın hamurunu gamla yoğurdun,
Pişirdin soğuttun yedin Mahzuni.

Gittin Afşini öksüz koydun ardından,
Sazını aldılar yorgun sırtından,
Gözlerin yaşıyla dağlar ardından,
Ağladın üzüldün soldun Mahzuni.

Türküler döktüğün yeşil bağına,
Ağıtlar yazgidin hurman çayına,
Yagdirdin karları gönül dağına,
Binboğa sarardi soldu Mahzuni.

Kul iboyum senden aldım sözü ben,
Unutamam aldığım bu özü ben,
Sen aşk sin bu ateşin közü ben,
Yanarım aşkına yandım Mahzuni

Mahzuni Baba anısına yazdığım bir şiirdi. Saygılar, iyi çalışmalar.”

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here