PAYLAŞ

1959 yılında Maraş Elbistan Nurhak Molebuttân (Hançıplaklar) köyünde doğdu. Babası Hûseni Hasani Kâle ve annesi Fâte Ali Sîle Sinemilli aşireti Kikân kabilesindendirler. Aynı Kabileden Nâsîri Mîçi Kurdenin kızı Türkan Doğan ile evli ve Halil Ercem ile Hasret Erdem adlarıyla iki evlatları vardır. Dedeleri Mîçi Kurde ve Âli’ye Sîle Kurde kardeştirler.  (bkz: soyağacı)

Babası Hüseyin Doğan (Hûseni Hasani Kâle), Türkiyenin ilk jenerasyon topoğraflarından olup, çokça tanınan zeki bir insandı. Ülkenin çeşitli yerlerindeki inşaattan, yol yapımına, su kanallarından barajlara bir çok alanda şantiye hizmeti vermişti. Nurhak yaylalarından aşağılara inen ilk jenerasyondan olan 1934 doğumlu Hüseyin Doğan, 1950 ve 60’lı yıllarda, daha sonraları bölgenin bir önemli sosyal gerçeği olacak olan ve toplumda ‘gurbetçi’ ‘şantiyeci’ ‘işçi’ sıfatlarıyla tabir edilen bir akışın da ilk temsilcisi idi. Adana ve Pazarcık bölgesinde, Nazif Yürekli ve firmasıyla başlayan bu yolculukta, çalıştığı şantiyelerde yetişen, köyün ve yörenin yeni jenerasyon topoğrafları ve kalifiye işçileri üzerinde tartışmasız büyük etkisi ve emeği vardır. Onun yetiştirdiği bir çok usta topoğraf bu güne kadar hatrı sayılır katkılar sundu memlekete ve  insanlığa.
Hüseyin ve Fatma Doğan’ın oğlu  Mehmet Naci‘nin çoculuğu  babasının bu durmu ve mesleği dolayısıyla, köyle birlikte, aslında Nurhakların eteklerindeki bir kasabada Adıyaman Gölbaşı‘nda geçti. Ayrıca Aynur ve Medine adında iki de kız kardeşi vardır. Mehmet Naci, ilk okula Elbistan’da başlar ve Gölbaşı’nda bitirir.  1969 yılına gelindiğinde 10 yaşlarında iken, henüz 35 yaşında olan babası Hüseyin Doğan’ı kaybeder. Anne Fatma çocuklarla tekrar köye dönerler fakat Mehmet Naci yine Gölbaşı’nda oturan Amcası Âli Kâle‘in yanında kalır ve okula devam eder.
1976 yılında Liseye Samsun’da başlar, çünkü küçük amcası usta topoğraf Maksut Doğan orada bir şirkette çalışmaktadır. O da oraya gider. Geldiği kültür bir sazbandlar coğrafyasıdır ve çevredeki bir çok müzikal formla iç içe büyümüştür. Amcası Maksut iyi saz çalar güzel kaval üfler türküler kılamlar söylerdi. Bu yıllarda amcasından da etkilenen Sazbandımız ilk sazına da burada, Samsunda okurken kavuşur. Çok kısa zaman içerisinde bir hevesle çalıp söylemeye başlar.
Liseden sonra baba, ata ve artık maraşlının mesleği olmuş olan topoğraflık işi için Denizli’ye gider. Aynı jenerasyon abileri ve akranlarıyla birlikte Denizli Adıgüzel Barajı Bahattin Gören Şantiyesi’nde şenör olarak ölçümcü kadrosunda yerini alır. 1981 ve 91 yıllarında Libya’da Doğuş Grubu ekibinde topoğraf olarak görev yapar. Mersine 1991 yılında yine Doğuş firmasının Adana Mersin bölgesinde çalışmaya devam eder. Türkan doğan ile evli olan Mehmet Naci, 1985 yılında evi Mersine taşır. Hala burada ikamet etmekte ve mesleğinde aranan ve  çeşitli şirketlerde icrasını sürdüren tecrübeli bir yöneticidir.
Bölgedeki bir çok usta ile demi muhabbeti olmuş, ilk günden beri arşivci özelliğiyle çok önemli eserlerin bu güne taşınmasını sağlamış, kayıtlar almış, 40 yılı aşmış bu süre içerisinde, özgün icrası, sesi ve soluğuyla bize rehberlik etmeye de devam etmektedir. 80’li yılların başında köye gelen elektrik ile anfiye bağlanmış bir saz çaldığı dün gibi aklımdadır. Çocukluğumuzda muhabbetlerin vazgeçilmez ismi idi ‘Naci’. Öyle saz çalıp söyleyene az rastlanır…
Yıllar içerisinde bölgedeki usta sazbandların dışında hemen her yıl Hacı Bektaş etkinlikleri süresince Nevşehir Hacı Bektaş’ta, Çoban Memet‘in hakikat avlusunda bir çok dervişle de hasbıhal olup demini arttırdığını ben söyleyebilir sanırım. Hala o yıllara ait kayıtlara dönüp tekrar tekrar bakıyorum; …
Ayrıca bir masumu pakımız ‘divaneler piri’ Nâsko da Mehmet Naci’nin amcasıdır. Oda saza aşık idi…
Bitmez tükenmez bir deryadan çağlayan sesler gibidir Mehmet Naci abi… Aşk olsun…

devam edecek…

 

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here