PAYLAŞ

Alevi müziğinin önemli bir damarının beslenerek geldiği bir bölge; İç Toroslar…
Özellikle Maraş yerleşkelerinden Nurhak ve etrafı yaylalarda yaşamış topluluklar, tarih boyu, kesintisiz bir gelenek olarak  sazı-sözü aktaragetirmiş ve aktarmaya devam etmektedirler.  TV10 kayıtları için vardığımız Nurhak Cemevi Alevi Bektaşi toplumunun hem bir arada cem yaptığı hem de sazbandlık şairlik zakirlik geleneğinin yaşatıldığı önemli merkezlerden bir tanesi.
Muhabbet ettiğimiz Hüseyin Güvercin Dede gençlerin ilgisizliğinden dem vursa da biz biliyoruz ki; bir çok ‘büyük’ cemevinde göremediğimiz kadar yoğun bir ilgi, konsantrasyon ve sazının erbabı zakirler var, Nurhak‘ta…

Yaşamın bir parçası olan Alevi inancında müzik ve şiir, özellikle geleneksel olarak aktarılan ezgiler, nameler, ritmler, semahlar, deyişler ve kelamlar ile taşınmış bir çok etimolojik veri barındırıyor. Bu alanda önemli çalışmalara imza atmış bir üretici dost gönül Mustafa Kılçık ile Nurhak’ta tanışmış ve gençler ile birlikte, titizlikle oluşturduğu, zakirler ve deyişler programını kaydetme şansı bulmuştuk.
Maraşlı Sazbandlar çalışması icin haberleştiğimiz dost Vefai‘yi biraz daha tanıyabileceğimiz, kısa bir öz geçmişini ve bizimle paylaştığı bir kaç şiirini ekliyoruz…

***********
Mustafa Kılçık
 (Vefai)

Maraş’ın Nurhak ilçesinde doğan Vefai, küçük yaşta bağlama çalmaya başladı. Kendi yöresinde icra edilen Alevi-Bektaşi müziğine ilgi duyarak, yöredeki usta zakir, âşık ve dedelerin izinde çalışmalar yürüttü. Söz ve müziğini yazdığı pek çok eseri, Sabahat Akkiraz, Emre Saltık, İzzet Yıldızhan, Cemile Sönmez, Grup Mawra gibi sanatçılar tarafından icra edildi.
Dertli Divani, Ulaş Özdemir, Hasbihal Topluluğu’yla ve solo olarak Türkiye ve dünyanın pek çok ülkesinde konser ve festivallere katıldı. 2001 yılında İstanbul’da açtığı Gülüş Müzik Merkezi’nde sayısız öğrenci yetiştirdi. Yine kendisine ait olan Stüdyo Gülüş’te pek çok albümün müzik yönetmenliğini üstlendi. 2013 yılında Londra’ya taşınan Vefai, halen burada öğrencilerini yetiştirmekte ve diğer müzik çalışmalarına devam etmektedir.

Geleneksel Alevi-Bektaşi nefeslerini kendine has bir yorumla icra eden; yazdığı eserler pek çok sanatçı tarafından seslendirilen; icracı, eğitimci ve müzik yönetmeni Mustafa Kılçık’ın (Vefai) ikinci solo albümü “Bab-ı Aşk”, Ahenk Müzik etiketiyle yayınlandı.

2011 yılında yayınlanan ilk solo albümü “Firak”ta, geleneksel ezgilerin ağırlıkta olduğu bir çalışma yapan Mustafa Kılçık, ikinci albümünde ağırlıklı olarak, Vefai mahlasıyla yazdığı söz ve müzikleri seslendirdi. Tüm düzenlemeleri Vefai tarafından yapılan ve tüm bağlamaları yine Vefai tarafından icra edilen albümde, Emrah Günaydın (bas gitar), Ömer Avcı (perküsyon) ve Ömer Arslan (perküsyon) gibi müzisyenlerin yanı sıra Ulaş Özdemir, Erkan Tekçi ve Ezgi Kılıç gibi vokalistler de eşlik etti.
Bab-ı Aşk” albümü, Mustafa Kılçık’ın Vefai mahlasıyla yazdığı nefeslerle Alevi-Bektaşi müzik icrasına yeni ve dinamik bir soluk getireceğe benziyor.


Bu kainat varolmadan
Öncesinde var ne idi
Arşı kürşü kurulmadan
Bu aleme yar ne idi

Nerden geldi bunca varlık
Can’a canan yara yarlık
Bu mimari sanatkarlık
Varolmadan var ne idi

Bildik yoktan var olmuyor
Derya kendinden dolmuyor
Varda kendi varolmuyor
Vardan önce var ne idi

Vefaim daldı ummana
Her bir zerre binbir mana
Damarda kan tende cana
Bürünmeden var ne idi

Mustafa KILÇIK (Vefai)


Cihan var olmadan kadim ezelden
Hakk ile birlikte olan varım ben
Gönül nasip aldı mah-ı güzelden
Canandan ol cana dolan yarım ben

Devreyledim çok kez geldim cihana
Ateş hava toprak su oldum hana
Nice cisme girdim döndüm ben bana
Güneşte balkıyıp yanan narım ben

Gâhi nebat oldum bahçeli bağdım
Gâhi bulut oldum göklere ağdım
Gâhi yağmur oldum yerlere yağdım
Yaza güneş kışa yağan karım ben

Aşık benim maşuk benim aşk benim
Gönül benim sevgi benim meşk benim
Hakkı mihman eden gizli köşk benim
Güle bülbül bülbüllere zârım ben

Canlı benim cansız benim alem ben
Sen bensin ben senim hakk-ı halem ben
Alem adem adem alem adem ben
Her nesneye yoldaş gizli varım ben

Vefaim ademiz şimdi bu dem de
Gerçi ol hakk biziz hakk bizde hem de
Kırkların kurduğu ayin-i Cem de
Meydanın merdanı şaha dârım ben

Mustafa KILÇIK (Vefai)


Aşıklara din sorulmaz
Aşıklar aşkperest olur
Yanar odlara yorulmaz
Aşıklar aşkperest olur

Dini sevgi imanı aşk
Gönlü gemi limanı aşk
Kabul etmez gümanı aşk
Aşıklar aşkperest olur

Leyl-û nahar demidir aşk
Aşıkların cemidir aşk
Hakka giden gemidir aşk
Aşıklar aşkperest olur

Vefainin budur hâli
Kıblesi canan cemali
Aşk ile buldu kemâli
Aşıklar aşkperest olur

Mustafa KILÇIK (Vefai)


Surette ademiz siretimiz hak
Ezelden ezeli varımız bizim
Görmek diler isen kainata bak
Alemi ışıtır narımız bizim

Biziz yerin göğün binasın çatan
Biziz Şems-i kamer biz ışık saçan
Biziz her varlıkta cana can katan
Mansur enel Hakk’ta darımız bizim

Biziz o baktığın gökler ve yerler
Biziz gördüklerin dört yanın heryer
Göremezler bizi o bakan körler
Bakmadan görmektir karımız bizim

Zerremiz Cihandir cihan zerremiz
Meleklerin secdegahi ademiz
Hem ezeli hem bu demde hem demiz
Kün emriyle dogdu nurumuz bizim

Vefaim düş olduk ilm-i mektebe
Benzemez yolumuz dine mezhebe
Hiç düşünme boşa girme hesaba
Künt-ü kenzde saklı sırrımız bizim


Şu dünyada kavga edip gidenler
Altı üstü beş metrelik bez için
İnsanlığa karşı haset güdenler
Altı üstü beş metrelik bez için

Gören varmı malı mülkü götüren
Götürüpte sarayında oturan
Bu dünyada ameline faturan
Altı üstü beş metrelik bez için

Sınırlara sağa sola bölmenin
Barış varken savaşlarda ölmenin
Faydası yok köhne zalim olmanın
Altı üstü beş metrelik bez için

Düşmeyenler benliğinin peşine
Konmadılar necasetin leşine
Sevgi varken Servet ile işi ne
Altı üstü beş metrelik bez için

Vefaim bilemem bu nasıl takdir
Kainat çukludur varlıkta tektir
Gönül kırma zira mekan-ı haktır
Altı üstü beş metrelik bez için

Vefai ( Mustafa KILÇIK )


Bir güzele meyil verdik
Odur tüm varımız bizim
Canımız yoluna serdik
Kalmadı zarımız bizim

Ali Ali Can’ım Ali
Can’ımın Canan’ı Ali
Dû Cihan’ın serfirazı
Pirim hünkar Bektaş Veli

Attık cehennem cenneti
Dünya varı tüm ziyneti
Huri gılman gitsin hepi
Yâr sevmek kârımız bizim

Kurmayız biz boş hayali
İrfanda bulduk kemali
Cennet bize dost cemali
Yok başka varımız bizim

Mekteb-i irfanda bu hâl
Erenlerin sohbeti bal
Vefainin dilleri lâl
Aşk oldu yarimiz bizim

Mustafa KILÇIK (Vefai)


Zahidler zühd ile cennet ararlar
Yar cemalin varken cennet ne gerek
Şarap ırmakları huri sorarlar
Mahi tabım varken minnet ne gerek

Kaşların mihrabım cemalin kâbem
Mabedim gönüldür gayrıya yadem
Maşukun didarı kıbledir madem
Her dem karışımdadır gayrı ne gerek

Meyim meylim meşkim sakim ki sensin
Ezelim ebedim bakim ki sensin
Ve-lâkin ben senim sen ise bensin
Canda cananım var gayrı ne gerek

Vefaim ikrarım güzel canan’a
Aşkın yereyledi cismimde cana
Mescidi meyhane gerekmez bana
Dinim imanım aşk gayrı ne gerek

Mustafa KILÇIK (Vefai)


Bir softa dinimi sordu
Dedim sevgi dinim benim
Şaşırdı düşündü durdu
Dedi kitabın yok senin

Dedim canlı kitabım ben
Dedi sefil bir kulsun sen
Dedim sureti hak benim
Dedi deli olmuşsun sen

Dedi ki kıblen ne yanın
Dedim dostun cemalidir
Dedi ya bu kabe nedir
Dedim Adem’in gönlüdür

Dedi söyle abdest nedir
Dedim gönülü yıkamak
Dedi ki ya bu su nedir
Dedim teni yıkar ancak

Dedi içtiğin dem nedir
Dedim cennetteki şarap
Dedi haram değilmidir
Dedim bana iç diyor rab

Dedi ki ya oruç nedir
Dedim nefsi aç bırakmak
Dedi ama sen yiyorsun
Nefsi mide sanma ahmak

Dedi orucu ne bozar
Dedim kul hakkını yemek
Dedi bu Kuran’da yazar
Dedim Adem kur’an demek

Vefai böyle bu haller
Ceme girmiş bizim eller
Hakka çıkar bütün yollar
Dedi budur doğru gerçek

Mustafa KILÇIK (Vefai)

(28.03.2017)

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here