AŞIK SITKI BABA (Pervane) (1865-1928)

103

Asıl adı Zeynel Abidin Sıtkı Baba 1865 yılında Tarsus’un Yenice köyünde doğmuştur. Torunu Muhsin Gül’ün onunla ilgili kitabında yazdığına göre ailenin serüven dolu öyküsü özetle şöyledir: Osmanlı İmparatorluğu içinde Dedekargın aşireti Anadolu’nun çeşitli yederine dağılırken Sıtkı Baba’mn ailesinin de bulunduğu bir kol, Malatya’nın Yazıhan ilçesine bağlı, Çermeği köyüne yerleşmiş, orada uzun süre çiftçilik yapmışlardır. Hacı Ahmed’ler, Sıtkı Baba’nın dedesinin bulunduğu bir ailedir. Kürt aşiretleriyle çıkan çatışma sonunda aile ve köy önce Silifke yöresine göçüp yerleşmiş. D;;.lta sonrada Hacı Ahmetler ailesi Tarsus’un Yenice bucağına gelip yerleşmiştir (Muhsin Gül, Sıtkı Baba, sh: 6). Sıtkı Baba on iki yaşlarında bir kış günü 1293 (1877) Hacı Bektaş kasabasına gelerek, Bektaşi Şeyhi Feyzullah Efendi’nin dergahına girmiştir. O sıralarda saz çalmakta ve  şiir yazmakta olup mahlası Pervane‘dir.

Pervaneyim yandım bir hüsn-i mahe
Düştüm leyi ü nehar ah ille vahe
Yaşım on ikide geldim dergahe
Elhamdülillah can cane kavuştu
Dergaha köyünü, annesini ve evini terkederek geldiğini kendisi söylemektedir:
Terkeyledim vatammı, hanemi
Ah Ü zare saldım garip aıııamı
Aşkın ateşiyle dertli sinemi
Dağlaya dağlayı geldim kapına
Ozanımıza ilk okuma ve yazmayı köyündeki hocası öğretmiştir. Dergaha geldikten sonra öğrenimini güçlü ve sistemli biçimde sürdünnüştür. 1879’da Şeyh Feyzullah Efendi öHlr. Onun yerine oğlu Cemalettin Efendi irşat postuna geçerek şeyh olur. Cemalettin Efendi babası öldüğünde 17 yaşlarındadır ve Pervane gibi o da «Cemali» mahlasıyla şiirler yazmaktadır. Pervane’ye «Sıtkı» mahlasım veren Çelebi Cemalettin Efendi’dir. Sıtkı Baba, Hacı Bektaş’ta uzun yıllar Çelebi Cemalettin Efendi’nin sır katipliğini yapmıştır, Sıtkı, 1895 yılında evlenmiştir.

“Kendi yaşamını şiirlerinden ve torununda bulunan iki cönkten öğreniyoruz. l897’de oğlu AH Baki doğmuştur. Ali Baki’de kendi gibi ozandır. Cönkün, kenarlarına babası ile ilgili bir çok bilgiler yazmıştır. Sıtkı Baba’nın eşi 1909 yılında ölmüştür. Sıtkı Baba ölümceye kadar bir daha evlenmemiştir. Bakın Ali Baki ne diyor:
Bin üç yüz on üçtü dünyaya geldim
On iki yaşımda ben öksüz kaldım
Yaşım on yedide bir mahlas aldım
Şuaradan Sıtkı Baba oğluyum
Sıtkı Baba Kurtuluş Savaşı’na katılır. Yurdun çeşitli cephelerinde düşmanla savaşır.
Bir gün ola hep şehitler uyana
Ol vakit seyredin dökülen kana
Kılmç çekip bir uğurda meydana
Birer birer çıkmamıza yakın mı
O savaş yıllarını «Çile» olarak tanımlamakta ve Kurtuluş Savaşı sonunda yeni Türk Devleti’nin kurulmasını «Maksat yerini buldu» diye benimsemektedir. Kurtuluş Savaşı’nın bitiminde yine dergaha döner.
Vakit tamam oldu çileler doldu
Gel gezelim bizim elleri şimdi
Elhamdülillah maksat yerini buldu
Seslendi muhabbet telleri şimdi
1925’te tekkeler ve zaviyeler kapatılınca Merzifon’un Harız köyüne yerleşerek imamlık yapmaya başlar. Yaşamının son günlerini burada geçirir. 1928 yılında 65 yaşında iken ölür. Mezarı şimdi bu köydedir. Sıtkı Baba güçlü bir Bektaşi ozanıdır. Bunu şiirierinde açıkça görürüz. Bektaşi olduğuna övünmektedir.
Ey zahid sorarsan mezhebimizden
Merdan-ı tarik-ı Bektaşileriz
Bu bir nümunedir meşrebimizden
Yaran-ı tarik-i Bektaşileriz
Biliyoruz ki Alevi-Bektaşi halk edebiyatının kaynağı, Yunus Eınre’dir. Sıtkı Baba’nın şiirinde Yunus’un ve Alevi Bektaşi edebiyatı geleneğinin bütün izlerini görürüz.
«Meydan, talih, muhib, derviş, cem, ayn-ı cem, mürşid, meşreb, hakikat, tarikat, marifet» gibi terim ve sözcükler şiirlerinin yapısını oluşturur. Her Alevi-Bektaşi ozanında olduğu gibi «Ehlibeyte sevgi, Hz. Ali hakkında övgü, Hacı Bektaş’a bağlılık>> Sıtkı Baba’nın şiirlerinde de görülür. Şiirlerinde hep «Zahid» e ve «zahirler»e çatar. Sıtkı Baba şiirlerinde çeşitli mahlaslar kullanmıştır: Pervane, Kul Pervane, Fakir Pervane, Sıtkı, Sıtkıya, Sefil Sıtkı; Sare gibi ….
Cemalettin Hünkar dil-i saduna
İrşad ile Sıtkı dedi adına
Hasıh yetirdin her muradma
Ya Rabbena şükür elhamdulillah
«Pervane» mahlası ile yazdığı şiirler çocukluk ve ilk genÇiik yıllarına ait şiirlerdir. «Sıtkı» mahlası ile yazılan şiirleri olgunluk çağının şiirleridir (Hayrettin lvgın, Aşık Sıtkı Pervane, Ank., 1976, sh: 7-11). SıtJa Baba hakkında torunu Muhsin Giil, Halk Ozanı Sıtkı Baba adhbir kitap çıkarmış bütün şirlerini bu kitapta yayınlamıştır. Hayrettin İvgin’in Aşık Sıtkı Pervane isimli kitabında az da olsa bir kısım şiirleri yayınlanmıştır.Dini; sevgisinde gül bahçesine çevirmiştir. Ahlak kurallarını şiir potasında eritir, yumuşatır, güzelleştirir. Soluklu şiirlerinde Türkçe’nin tüm güzelliklerini görmek mümkündür. Bektaşi yalağının incelikleriyle dolu bu şiirler içerik bakımından da alabildiğine renkli ve zengindir. Allah-Muhammed-Ali, On iki imam, Hacı Bektaşi Veli ve Çelebi Ahmed Cemalettin Efendi’nin manevi sevgisiyle dop-dolu olan ozanımız, gönlündeki muhabbeti söze dönüştürerek, coşku seli halinde sözcüklere doldurarak şiirlerinde yansıtır. Cemalettin Çelebi’nin yetiştirdiği büyük bir ozandır. Bu iki büyük insanın birbirlerine duydukları sevgi tanrısal sevginin somutlaşmış bir örneğidir.

————————–

Hakikat.ilmine yeteyim dersen
Yüzünü yerlere sür de bak sür de
Erenlere gönül katayım dersen
Hicab perdesini kır da bak, kır da

Erenler babına süregör yüzün
Eriş bir gerçeğe aça can gözün
Sakın yalancıya dalatma özün
Gerçek arif isen merde bak merde

Fırsatın var iken eriş damana
Yazık sermayeni verme tufana
Nice Süleymanlar kondu bu hana
Yedi kez boşaldı yurda bak yurda

Kimse tutmaz bu fenanın binasın
Nice kahramanın söktü sinesin
Dört kapının kırk makamın manasın
Bir kamil mürşide sor da bak, sorda

Pervane’ yim bu aşk ile coşmuşam
Ariflerin küresinde pişmişem
Bir gerçeğin sevdasına düşmüşem
Şu benim çektiğim derde bak derde
—————–
Gine azmeyledin gurbet elleri
Efendim sultanım eğlenme tez gel
Bunca muhibbanlar bekler yolları
Kaştan kemanım eğlenme tez gel

Dolaşma gurbeti ey şah-i huban
Yanıktır bağrımız çeşmimiz al kan
Düştü gönlümüze ah ile figan
Nevreste fidanım eğlenme tez gel

Bize cevreyledin, nesl-i mevali
Saldın gönlümüze derd ü melali
Ağlatma Sıdkı’nı Yakup misali
Yusuf-i Kenanım eğlenme tez gel

Muhibban : Sevenler – Zülcelal : Allah – Mevali : Köle, sevgili – Melal :
Üzüntü – Nevreste : Yeni yetişme – Azmetmek : İstemek — Naz : Cilve –
Nevaziş : İltifat. gönül alma – Hub : Güzel – Şayi : Söylenen – Gılman : Cennet
hizmetçisi erkek – Etvar : Hal ve hareketler – Cevretmek: Sitem etmek.
———————————————————————————–

Alevi Bektaşi Antolojisi – cilt 4 – 571
————————–

Bir serv-i nazenin ey gül-i handan
Bir dilber-i mah-i şehinşahsın sen
Olmuş aşıkların sermest ü hayran
Acaib bir çeşm-i mestanesin sen

Sen gibi gül bu cihanda açılmaz
Serden geçilir de senden geçilmez
Bahana güç yetmez, kıymet biçilmez
Merecü’l- bahreyn de dürr-danesin sen

Kabe-ı Şerit.. . ten alınmış hakin
Ziyneti sen oldun evc-i eflakin
Müşk ile yoğrulmuş tıynet-i pakin
Cinan içre bitmiş neyhanesin sen

Ey pakize siret, ey melek hısal
Hurşid-i talatın bulmasın zeval
La nazırsın, sana bulunmaz misal
Bu kevn ü mekanda birtanesin sen

Nur almış ol kudret çeraglarından
Şir ü şeker damlar dudaklarından
Buseler umarsın yanaklarından
Bilmem Sıdkı nasıl divanesin sen

Bir serv-i nazenin ey gül-i handan : Ey gülen gül, ince uzun selvi boylu – Cesm-i
mestane : Baygın gözlü – Sermest : Sarhoş – Merecül bahreynde dürri :
Gönüllerin denizinin incisi – Eflak : Ufuklar – Tıybet-i pak : Temiz karakter –
Kevh ü mekan : Varlık, evren – Hurid·i talat : Giizellik güneşi – Pakize siret :
Temiz ahlaklı – Melek hisal : Melek huylu – La nazır : Tarafsız.


Siz Emevi biz Haşimi
Siz bir yana biz bir yana
Siz kazibi, biz salibi
Siz bir yana biz bir yana

Severiz nur i Cemali
Çok şükür bulduk kemali
Siz Süfyani biz Mevali
Siz bir yana biz bir yana

Severiz şah Kalenderi
Olduk Ehl-i Beyt Askeri
Siz Azmi biz Caferi
Siz bir yana biz bir yana

Hem Ehl-i Beyti kemisli
Hadisidir Ali nesli
Bulduk asıllardan aslı
Siz bir yana biz bir yana

Eriştik zatlardan zata
Kailiz savın ü salata
Girdik tariki necata
Siz bir yamı. biz bir yana

Sevmişiz nesl-i Hünkarı
Bulmuşuz nur-i izharı
Siz inkari, biz ikrarı
Siz bir yana biz bir yana

Pir elinden giydik tacı
Boyladık Bahr-i emvacı
Hamdülillah olduk naci
Siz bir yana biz bir yana

Kabul eyledik imanı
Terk ettik zann-ü gümam
Biz Hüseyni, siz Süfyani
Siz bir yana biz bir yana

Boynumuzda teslim taşı
Er yolunda verdik başı
Siz Mervani, biz Bektaşi
Siz bir yana biz bir yana

Bir ikrarda olduk kavi
Keşfoldu bize semavi
Siz Yezidi, biz Alevi
Siz bir yana biz bir yana

Allemeni sırrın duyduk
Cam Hak yoluna koyduk
Vaktin imanıma uyduk
Siz bir yana biz bir yana

Sıdkı der buldum kemili
Nuş ettik ab-i zülali
Siz hayali, biz cemali
Siz bir yana biz bir yana

—————————————
Siyah perçemlerin hatem yüzlerin
Garip bülbül gibi zareler beni
Hilal ebruların ahu gözlerin
Tığ-ı sevda ile yareler beni

Kaşların bismillah vechin beytullah
Seni öz eliyle yaratmış Allah
Sevmişim ben seni terk etmem billah
Aşkın hançeriyle vuralar beni

Elif kametine hayran olduğum
Gece gündüz hayaline yeldiğim
Hep senin içindir boyun eğdiğim
Yoksa zaptedemez buralar beni

Hup cemalin gördüm ahüzar oldum
Aşkına düşeli sevdaJrar oldum
Kalmadı tahammül bikarar oldum
Meğer tabutlara saralar beni

Sıdkı’yem billahi ben terketmezem
Başka güzellere gönül katmazam
Dövsen de, kovsan da burdan gitmezem
Meğer ferman gelip süreler beni

Hatem : Çok cömert – Ebru : Kaş – Vech : Yüz – Zaptetmek : Tutmak –
Kamet : Boy – Serfiraz : Yükselen, başını üstün tutan, benzerlerinden üstün olan
– Raz: Giz – Baz: Avcı kuş – Maşrık: Doğu – Zare: Dertlendirme.
————————————————————————–

Aşk atına suvar olan aşıklar
Ölünceye kadar yorulmaz imiş
Hakkı can gözüyle gören sadıklar
Bu fani dünyaya sanlınaz imiş

Arifler mal için etmez teftişi
Cümlenin muradın veren bir kişi
Bir gerçeğe taktıranlar kirişi
Değme ak ile kırılmaz imiş

Kiraman katibi cümleyi yazan
Ber-murad mı olur doğrudan azan
Fırsat elde iken sermaye kazan
Eli boş divana varılmaz imiş

Bahçesini serçeşmeden suvaran
Muhabbet meyvesi biter gönülden
Ehl-i beytten çerağın uyaran
Kıyamete kadar kararmaz imiş

Sıdkı der yar olma kavl-ı yalana
Sakın emeğini verme talana
Bunda aI-evladı muhib olana
O divanda sual sorulmaz imiş
————————————————
Derdimi derunuma değme ey lokman
Bu sevda serimden aralanmasın
Yürekteki derde olur mu derman
El vurma bu bağrım paralanmasın

Tecellimiz böyle düştü gaziler
Bozulur mu taktirdeki yazılar
Gece gündüz hiç durmadan sızılar
Kimseler ciğerden yararlanmasın

Sıtkı’ya terk ettim hanumanımı
Arzu edip giderim ol sultanımı
Görmeden almasın Mevla canımı
Ömrümüm defteri karalanmasın
————————————————————
Derdin ile düştüm aşk ateşine
Sende bencileyin sinen dağla yar
Bir ok değdi şu sinemin başına
Yaralandım gel yaramı bağla yar

Yine geldi ayrılığın çağları
Giyem karaları atam ağlan
Aşayım gideyim yüce dağları
Kalktı kısmet hakkın helaleyle yar

Sefil Sıtkı namusunan arınan
Durmuşum yoluna külli varman
Oerdü hasretinen, ah ü zarınan
Nasıl olur ahvahmız böyle yar
————————————————

Ayrılık hasreti kfu’ etti cana
Seher yeli sultanımdan bir haber
Selamın tebliğ et kutbi cihana
Seher yeli sultanımdan bir haber

Bülbül gibi bağlamışım kareler
Ayrılık derdine nedir çareler
Melhem kabul etmez dilde yareler
Seher yeli sultanımdan ne haber

Sıtkı’yam kalmışım ıssız çöllerde
Böyle dert bulunmaz gayrı kullarda
Dilim intizarda gözüm yollarda
Seher yeli sultanımdan ne haber

——————————————

Comments are closed.

X