ŞAH KALENDER ÇELEBİ (1476-1528)

İlçe:
İl:
Ülke:
Eski İsmi:
0

Mürsel Bâli’nin oğlu ve Balım Sultan’ın küçük kardeşidir. Kalender Çelebi gençlik yıllarını okumak ve şiir yazmakla geçirmiştir.Sakin yaratılışı ve şair tabiatı ile çevresinde kendini sevdiren bir kişiliği vardır.Balım Sultan’ın öldüğü tarihte 40 yaşında olan Kalender Çelebi, on bir yıl Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda postnişin olarak görev yapmıştır.

O yıllarda Süleyman I (Kanuni) para darlığı nedeniyle yeni ve çok ağır bir toprak vergisi çıkarmıştır,vergiye karşı çıkanları ağır bir biçimde cezalandırmıştır.Bu yüzden Bozok,Sivas,Maraş,Adana,Tarsus Türkmenleri ayaklanmış,bunlara bir o kadar da sipahi ve köylü katılmıştır. Bu ayaklanmanın başında Kalender Çelebi vardı. İlk etapta üstünlük sağlayan kıyamcılar tımarlı sipahilerin Sadrazam İbrahim Paşa ile anlaşmaları sonucu bozguna uğramışlar ve bu yenilginin sonunda Kalender Çelebi’nin başı kesilerek Kanuni’e götürülmüştür. Mezarı Hacı Bektaş’ta Balım Sultan Türbesi’nin batı yönündeki özel bölümdedir.

—————

 A. Haydar Avcı, Kalender Çelebi Ayaklanması adlı eserinin s. 56. da nedenleri sıralar.
“Halkın haksızlığa uğraması, baskı ve zulüm görmesi. Bu durumun yol açtığı huzursuzluk ve tedirginlikler.
Rüşvetçi ve işinin ehli olmayan yöneticilerin iş başında olması sonucu halkın hak arama yollarının kapalı olması.
Ekonomik kaynakların yağma ve talan edilerek halkın bir dilim ekmeğe muhtaç hale getirilmesi.
Türkmen aşiretlerinin, özellikle Dulkadir boylarının kıyıma uğraması, yurtlarının ve dirliklerinin ellerinden alınması gibi temel nedenler.”
Sadrazam İbrahim Paşa gereken tesbitleri yapıp ayaklanmanın ve ardardına yenilmenin nedenlerini bulur. İş artık çözümü bulmaya gelmiştir. Ayaklanmacılara saldırmadan önce kendisine zaferi getirecek iki tane tedbir alır. Türkmenlerle yapılan savaştan mağlup çıkan askerden orduya gelecekler olursa yenilgilerini diğer askerlere anlatarak onların da morallerini bozacaklardır. Bu nedenle diğer savaşlara katılmış olan hiç bir asker şu andaki güçlerin arasına sokulmamalı , girmek isteyen olursa kesinlikle öldürülmeli. İkinci tedbir olarak da Osmanlıya kızıp Kalender Çelebi tarafına geçmiş olan Türkmen aşiretlerine gereken iltifat yapılmalı, ellerinden alınan tımarlar geri verilmeli idi.
Osmanlı savaş alanında alt edemeyeceği isyancıları el altından parçalama siyasetine yönelip; tımarı elinden alınana tımarını, dirliği elinden alınana dirliğini yeniden geri vereceğini vaat ederek isyancıları kısa sürede zayıf-lattılar. Her gece bir sürü insan isyan bayrağının altından kaçarak köylerine geri dönüyorlardı.
Kalender Çelebi ne yaptıysa ne ettiyse bu kaçışı bir türlü durduramadı ve kısa bir süre sonra yanındaki kuvvetlerin toplamı kırkbinlerden üç-dört binlere düştü.
Kalender Çelebi yanında kalan az bir insanla Nurhak Dağlarına çekilip Kayseri, Adana, Tarsus yöresinden gelen isyancılarla ve ayrıca haberini aldığı Zünnunoğlu ile Atmaca kuvvetlerini de bekleyip yeni bir güçle Osmanlıya saldıracaktı.
Baba Zünnun‘un kuvvetlerinin Diyarbakır Beylerbeyi tarafından kılıçtan geçirilmesi yeni bir müttefiğin daha yok olmasına neden olurkan, Osmanlı bu arada boş durmayıp güçlü aşiretleri isyancıların saflarından koparmak için vaatlar üzerine vaatlar veriyorlardı. Bunlardan Dulkadirli Türkmen Beyi, Osmanlıyla gereken pazarlığı yapıp istediklerini kaptıktan sonra, bu kez de öteki Türkmen beylerini ayartarak Kalender Çelebi’ nin yalnız bırakılmasını sağladı.
Kalender Çelebi artık tüm gücünü yitirmişti. Sadrazam İbrahim Paşa’nın beklediği an gelmişti. Kalender Çelebi’nin yanında az bir kuvvet kaldığını haber alınca Padişahın sofracılarından Bilal Mehmed’e ve Divane Pervane’ye 500 kadar asker vererek Kalender Çelebi üzerine gönderdi. Kalender Çelebi, olanlardan şaşkın ve ayrılanlara kırgın Elbistan’a gitmek üzereydi. Osmanlı kuvvetleri Başsaz denilen yaylakta ani bir baskın yaptılar. Osmanlının ilk saldırısında isyancılar neye uğradıklarını şaşırdılar ve toparlanamadan çil yavrusu gibi dağıldılar. Osmanlı ellerine geçirdikleri ayaklanmacıların başlarını kesiyorlardı. Kesilen kafaları mızraklara takarak zafer çığlıkları altında karargaha geliyorlardı. Kalender Çelebi ile Dulkadırlı beylerinden olup da Osmanlının kandırıp Kalender Çelebi’nin yanından ayıramadığı Veli Dündar da yakalanıp başları kesilerek atların terkilerine bağlandılar.
3 ay süren çarpışmalar sonucunda , 22 Haziran 1527 tarihinde Kalender Çelebi’nin ve Veli Dündar’ın başlarını gövdelerinden ayırarak Padişah Kanuni’ye götürmüşlerdir. Ama daha sonra Kalender Çelebi’yi sevenler onun başsız gövdesini Hacı Bektaş Dergahı’na götürme cesaretinde bulunmuşlardır. Bugün Hacı Bektaş Dergahı’nda , Balım Sultan türbesinin içinde, girişte sol tarafta küçük bir alanda yatmaktadır.
Bu ayaklanmadan sonra Hacı Bektaş Dergahı Sersem Ali Paşa adlı bir sadrazamın Osmanlı tarafından Hacı Bektaş Dergahı’na Sersem Ali Baba adıyla postnişin olarak atanmasına kadar kapalı tutulmuştur.
Sadrazam İbrahim Paşa isyancıları büyük bir bozguna uğratarak Padişahı büyük bir tehlikeden kurtarmıştı. Padişah Kanuni, bunun altında kalmadı. İstanbul’a çağrılan İbrahim Paşa’ya çok büyük iltifatlarda bulunarak yıllık gelirini bir milyon ikiyüz bin akçeden iki milyon akçeye çıkardı. Diğer komutanlara da iltifatlar edilip armağanlar verildi.

Comments are closed.

X