KUL NESİMİ (17. YY)

12

Edebiyatımızda iki Nesimi vardır. Birincisi Hurufi inançlı, Bağdat’lı, Halep’te derisi yüzülen, imamededdin Nesimi’dir. Birinci Nesimi 14. yüzyılda yaşamıştır. İkinci Nesimi şiirlerini daha çok hece ölçüsüyle yazmıştır. Şiirlerindeki dil daha yalındır. Ondan ilk kez Cahil Öztelli söz etmiştir. Bektaşi olduğunu Kul Nesimi şöyle dile getirmektedir:
.. Meşrebidir herkese yaran olur Bektaşiler
Kimse bilmez sırlarını seyran olUr Bektaşiler
Biz tarık – ı Bektaşiyiz zikrederiz Hakk’ı biz
Bu Nesimi (H. 807 = M. 1404) yılında derisi yüzülen meşhur “Enel Hak= Hak benim” şairi, Seyyid Nesimi Sultan değildir. Bu bir halk ozanıdır. Onyedinci yüzyılda yaşamıştır. Saz elde, keçe kül~h başta, köy köy dolaşmış bir derviştir. Asıl adı Ali’dir. Seyyid Nesimi Sultan’ın asıl adı ise Ömer veya imadeddin’dir. Şiirleri Cahit Öztelli tarafından kitap haline getirilmiştir: (Kul Nesimi İst.1969).

17. yüzyılın ünlü Bektaşi ve Hurufi şairidir. Soyu, 14. yüzyılın ünlü şairlerinden ve Yunus Emre izleyicilerinden Hacım Sultan’a bağlı Sait Emre’ye dayanır. İran Safavi şahlarınca Anadolu üzerinde egemenliği sağlamak yolunda sürdürülen siyasal çabalara katılmış, bu yüzden kovuşturmalara uğramıştır. Sonunun nasıl bittiğini gösterecek belge niteliğinde nefesleri yoktur. Nerede yat.tığı da bilinmiyor. Yakın zamanlara dek yaşantısı bilinmediğinden Bağdat’lı Nesimi sanılmıştır. Uzun yıllar çalışarak, onu aydınlığa çıkaran rahmetli Cahit Öztelli’dir. Kul Nesimi, Bektaşi ve hurufıdir. Bu yönü şiirlerinde açıkça görülmektedir. lyi öğrenim görmüş, kültürlü bir sanatçıdır. Tasavvuf ve tarikat kurallarını çok iyi bilmekte. ayetleri şiirlerinde ustalıkla uygulamaktadır. Aruz ve hece ölçülerini iyi kullanmııtır. Aşk üzerine din dışı konulan içeren güzel şiirleri de vardır. Bestelenmiş nefesleri vardır. Bunlardan günümüze dek gelen « kime ne » redifli olanı pek tanınmıştır. Yine de kitaba aldığımız « güldür gül » redifli nefes, bu gün de yurdun pek çok yerinde dini törenlerde ve ninni olarak okunmaktadır. Kul Nesimi bir şiirindeki:
“Şükür Hakk’a iyd oldu
Katarımız mezid oldu
Ceddim Said Emre’dir
Nesli de Said oldu”

Kul Nesimi bu dörtlükte Yunus Emre’nin izleyicisi Said Emre soyundan olduğunu söyler. Hurufiliğin etkisi altındadır. Bu olgu özellikle hemen hemen her Alevi – Bektaşi ozanında görülür. Tanrı’nın insan gönlünde olduğu, insan ve Tanrı’nın özdeşleştiği görüşünü şiirlerinde sergiler. Nesimi aydının, bilginin sorumluluğunu bir ikilisinde şöyle ifade eder:
•Ey Nesimi can Nesimi bilki Hak aynındadır.
Bunca mahlukun vebali ulema boynundadır”.

Bu gün ben pirime vardım
Pirin cemali güldür gül
Oturmuş tahtı mekana
Taht – ı revanı güldür gül

Gülden terazi tutarlar
Gülü gül ile tartarlar
Gül alırlar, gül satarlar
Çarşı, pazarı güldür gül

Toprağı güldür, taşı gül
Kurusu güldür, yaşı gül
Has bahçenin içindeki
Serv – i revanı güldür gül

Gülden değirmeni döner
Onun ile gül döverler
Akar arkı, çarkı döner
Bendi, pınarı güldür giil

Ak gül ile kırmızı gül
Çift yetişmiş bir bahçede
Bakıştan hare karşı
Harı, ezharı güldür gül

Gel ha gel Can Nesimi
Hak nefesi güldür gülün
Şu öten garip bülbülün
Derd – ü figanı güldür gül

Mürşidini öven bu nefes, şimdi bile yurdumuzun bir çok yerinde, mevlitlerde
söylenmektedir. Ayrıca ninni olarak da söylendiği oluyor.
Hir : Diken – Ezhar : Çiçekler – Revan : Yürüyen. akan – Cemal : Yüz.

—————-

Erenler Şah’tan gelirler
Ali derler pirimize
İmamlann kullarıyız
Münkir ermez sırrımıza

Pirimiz Kırklar, Yediler
Bu yolu onlar kurdular
Bize de böyle dediler
Kanarsan ikrarımıza

Bildik aslımızdır Adem
Kısmetimiz verdi Hüda’m
Halifeler basmış kadem
Taç vurdular serimize

Muhip mürşidine uydu
Arif olan hisse duydu
Münafıklar nice kıydı
Tiğ çektiler pirimize

Ateş yanar, kazan coşar
Dalgalanıp boydan aşar
Şulesi aleme düşer
Bakın bizim nurumuza

Nesimi, sözünü pişür
Özüne muhabbet düşür
Bezirganlar gevher taşır
Gilne gune şanmıza
Kadem : Ayak – Tiğ : Kılıç. Bu iki mısradan anlaşılan, hükümetin ya da tarikat düşmanlarının pir’ine eziyet etmiş, belki de öldürmüş olduklarıdır. Nesimi zamanında bu gibi olaylar çok olmaktadır – Gône gine : Türlü türlü, çeşit çeşit.

Comments are closed.

X