Zekâi Dede Efendi (1825 – 1897)

İlçe:
İl:
Ülke:
Eski İsmi:
0

Sadece Dede Efendi olarak bilinen Hammâmîzâde İsmâil Dede Efendi‘nin öğrencisidir. Klâsik Türk mûsıkîsinin Osmanlı dönemindeki son büyük bestekârı kabul edilir. Pek çok öğrenci yetiştiren sanatçının klasik repertuarı günümüze aktarmadaki rolü nedeniyle müzik tarihinde önemli yeri vardır.

Besteci Ahmet Irsoy’un babasıdır.

Zekâi Efendi, 1868 yılında Mevlevîlik tarikatına girdi; İstanbul’da Mustafa Fazıl Paşa’nın dostu ve V. Murad taraftarı olan Yenikapı Dergahı şeyhi Osman Selahaddin Dede’ye kapılandı. Dergâhtaki mukabelelerde ayin okudu. 1883’te Darüşşafaka’da mûsıkî muallimi oldu ve ölümüne kadar 14 yıl bu kurumda öğretmenliği sürdürdü. 1884 Aralığında Arif Dede’nin ölümüyle Eyüp Mevlevihanesi kudümzen başılığı boşalması üzerine kendisine teklif edilen bu görevi kabul etti ve “Dede” unvanını aldı. Kudümzenbaşılığı ölümüne kadar devam ettirdi. O güne kadar “Hafız Zekâi Efendi” olarak anılırken ömrünün geri kalanında “Zekâi Dede” olarak anıldı ve tarihe bu şekilde geçti.

1897 yılında vefat etti. Kaşgari Murtaza Efendi Cami civarına defnedildi. Serlevhası Mevlevi Sikkesi formunda stilize edilmiş mezar taşı günümüze kadar ulaşmıştır. Bu tarihi mezar taşının önünde Latin harfleri ile düzenlenmiş yeni bir mermer tanıtım levhası daha bulunmaktadır. Eyüp, Nişanca Mahallesi, Zekai Dede Sokakta bulunan ve bir zamanlar Zekai Dede Efendi’nin ikamet ettiği ev aslına uygun olarak yenilenmiştir. Mekan günümüzde Siyer Vakfı tarafından kullanılmaktadır.

Zekâi Dede’nin ilk büyük formlu eseri Sûz-i Dil’den olduğu gibi, ilk âyin’i de bu makamdandır. Mustafa Fâzıl Paşa’nın isteği üzerine bestelenmiş ve ona ithâf edilmiştir. 1870’te birkaç günde bestelenen bu âyin, Zekâi Dede o tarihte Mevlevi olmadığı için ancak 1891’de Bahariye Dergâhında ilk mukabelesi resmen yapılmıştır. Oğlu Ahmed Irsoy, babasının 5 âyin, 100 kadar Kâr, Beste ve Semaî, 400 küsur İlâhi, Şugl, Şarkı ve Marş bestelediğini söylemiştir. 5 âyin ile 95 Kâr, Beste ve Semaî elimizde olmasına rağmen, küçük formla bestelediklerinin yalnız 163’ü günümüze gelebildi. Zira Zekâi Dede, pek çok ilâhi ve şarkısını büyük eserleri gibi meşke değer bulmamış ve nota da bilmediği için unutulup gitmiştir. İlk ayininden 15 yıl sonra, kudümzenbaşılığının ilk yılı olan 1884 Aralığından 1885 Aralığına kadar olan dönemde son dört ayinini besteledi. Hayatının son yıllarında talebesi Dr. Suphi Ezgi’den Hamparsum notasını öğrendi. O yıllarda batı notası da öğrendi. Ancak gerek batı notasını, gerekse Hamparsum’u hiç kullanmadı.

Zekâi Dede Efendi’nin her biri değerli pek çok öğrencisi olmuştur. Hüseyin Fahreddin Dede, Ahmed Avni Konuk, Leon Hanciyan, Ali Rıfat Çağatay, Raûf Yektâ Bey, Muallim İsmail Hakkı Bey, Dr. Suphi Ezgi, Şükrü Şenozan onun öğrencisi oldular. Zekai Dede’nin, klasik repertuvarı günümüze aktarmada büyük rolü olmuştur. 177 parça eserinin notası, 3 cilt halinde oğlu Ahmed Irsoy ile talebesi Dr. Suphi Ezgi tarafından İstanbul Konservatuvarı yayınları arasında basılmıştır. 5 Mevlevi âyini ile bazı tasavvufi eserleri de Ahmet Irsoy, Suphi Ezgi ile Raûf Yektâ ve Ali Rıfat Çağatay tarafından yayınlanmıştır. Bayatî-Bûselik terkîbini kullanan ilk bestekardır.[3] Önemli eserleri arasında “Hisâr-Bûselik”, “Şehnâz-Bûselik”, “Hicazkâr” fasılları, “Ferahnâk Beste”, “Acem-Aşîrân Beste”, “Sûz-i Dil Semaî”, Mevlevî Ayinleri yer alır. İrfan Karaduman tarafından Mehmet Zekai Dede Efendi’nin Makam Anlayışı ve Türk musikisine etkileri hakkında bir doktora tezi hazırlanmıştır.

Comments are closed.

X